Meselâ:
وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ
daki maiyet-i hâssa, sohbet-i mahsusayı zikretmekle Ebu Bekir-is Sıddık'ın medar-ı fahri ve şöhreti olan maiyet-i hâssa ile başına parmak basıyor.
اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ
şiddet-i hamiyet-i İslâmiye ile küffara galebe-i kat'iyyesi ile şöhret-şiar olan Hazret-i Ömer'i âyine gibi gösterir.
رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ
şefkat-i rahîmane ile meşhur-u enam olan Hazret-i Osman-ı Zinnureyn'e parmak basıyor.
تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا
kaydıyla, rüku' ve secdede devam ve kesrette meşhur olan Hazret-i Aliyy-il Murtaza'ya işaret ediyor.
يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِنَ اللّٰهِ وَ رِضْوَانًا
cümlesiyle Ehl-i Biat-ı Rıdvan'a,
س۪يمَاهُمْ ف۪ى وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ
Ashab-ı Suffa'ya,
ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِى التَّوْرٰيةِ
fukaha ve ülema-i Sahabeye,
وَمَثَلُهُمْ فِى اْلاِنْج۪يلِ
Ashab-ı Huneyn ve Feth, Uhud ve Bedir'deki Sahabelerin namdar yiğitlerine işaret ettiği gibi, Enbiyadan sonra benî-Âdem içinde en yüksek, en namdar, en mümtaz olan Sahabelerin medar-ı rüchaniyetleri, menşe'-i imtiyazları ve maden-i meziyetleri
Yükleniyor...