Hamisen: Arabileri başında eğer başlıklar tükçe ise, yine aynen türkçe olarak kalsın. Madem Üstâdımız o büyük eseri tekrar tekrar okumuş ve mecmua haline getirmiş olduğu sıralarda, o başlıkları aynen bırakmış,bizlerde aynen bırakırız.
Elbaki Hüvel baki
Hasta kardeşiniz
ZÜBEYR
Zübeyr Abinin mektubu bizde mahfuzdur. Onun bir fotokopisini yazımıza ekliyebiliriz .
BEşİNCİ ÖRNEK: Risale-i Nur’un samimî ve halis nâşirlerinden Ahmet Aytimur Ağabeyin aynı mevzu’ ile ilğili Üstâdından duymuş olduğu bir rivayeti :
“Ben tahminen 1952 lerde idi, Üstâdımız ıstambulda bulunduğu günlerde, yine bazıları tarafından: “Risale-i Nurlar iyi anlaşılmıyor, onu kolaylaştırmak lazım, sade bir lisanla tanzim etmek gerek...” gibi fikirler söyleniyordu. Bunlar haliyle Üstâdımızın da kulağına gelmiş olacaktı ki ;bu mânâda buyurmuşlardı:
“Yahuta Ağrı’dan kalkıp İstanbula birkaç kuruş kazanmak için gelirler ve çalışırlar, dünya için bu kadar zahmet ve meşakkat çekerlerde; Ahiret için, iman için bir kaç günlük lügatlara bakıp nurlardaki lügatların mânâlarını öğrenmezler!..”
ALTINCI ÖRNEK: Bu mânâyı en çok kuvetlendiren mühim bir nakil ve rivayet ise, çok muhterem İnebolulu İbrahim Fakazlıdan gelmektedir .Bu zat halen hayattadır ve bizzat müşahade ettiği ve Üstâddan duyduğu hadiseyi şöyle anlatmaktadır:
“Biz, 1949’da Üstâdımızla birlikte Afyon hapsinde idik. Ahmet Feyzi Ağabeyde vardı . Ahmet Feyzi ağabey bir gün Üstâdımıza dedi ki:
Risale-i Nur’dan Geçlik Rehberini sade bir lisanla tanzim edip neşretsek daha çok faydalı olacağını düşünüyorum.
“Buna cevaben Üstâdımız buyurmuşlardıki:”Kardeşim ,sen yapma demiyorum. Yapabilirsin, amma benim ismimi koymazsın .Çünki o takdirde o eser benim değildir.”
Yükleniyor...