Yalnız rahmi tebşir eden bir his; O cedvel-i nuranî umman-ı bî-pâyanından bahşedilmiş ve makbul bir vârise ve lütfa mazhar bir hâdiye ikram olunduğundan, her talibe bir matlub, her rağibe meyvedar bir maktaf, her garibe himayetkâr bir me’va, her yoksula siyanetkâr bir melce’, her müride ulaştırıcı bir murad, her mütemenniye husulpezir bir mütemenna, susamışa bir selsebil-i pür şifa-i yeşfilgalil.. Ve ruvvad ve kussara bir hayr-ı makil imiş.
Evet öyle gördüm, buldum. O ravza-i yania’ya girdim, kovulmadım. ıçindeki hiyazından içmek istedim. İçtim, reddedilmedim...
Nurcular ezan-ı İslâmı i’lân etti. Allahü Ekber sadaları mükevvenatı çınlattı. Envar-ı Kur’ân elvah-ı hayatı aydınlattı. İşte o nurlar içinde gözlerimizi açınca sizi gördük, kalb gözleriyle yine sizi gördük. Baş gözleriyle de esfar-ı celilenizi okumaya muvaffak olduk. İşte bu kadar...
Abdülmecid
Ennaib-ül Kerkükî Eşşehrezorî”(9)
(8) Bu zatın lahika mektupları asıllannda bir kaç mektubu daha vardır. A.
(9) Emirdağ-2 Müntehap dosya sıra no: 39
Diğer ulema ve meşayihin mektup ve makalelerinden de bu makama bazı örnekler kaydetmek isterdik, fakat herhalde bahis uzayacağından sadece bu gelen bir-iki nümune ile iktifa etmeyi uygun bulduk.
2- Çankırılı H.Hasan Efendi
Çankırılı alim, fazıl, Hafız H. Hasan Efendi -ki meşrutiyet yıllarında Bediüzzamanı görmüş iken, iki defa Üstâdı ziyaret etmiştir. Yakın talebe ve evlatlarına: ”Bu asrın imamı ve mücedidi Bediüzzamandır” diyerek, Risale-i Nur eserlerini okumalarını tavsiye edermiş. Ayrıca oğlu Visalî Beye: “Oğlum her asrın bir müceddidi var. Bu asrın mücedidi Bediüzzamandır. Onu laaletta’yin bir âlim olarak sanmayın” demiş. (Son şahitler-4, sh. 358)
3- Urfalı Kurra Muhammed Hafız Efendi
Kırk seneden fazla şapka giymemek için evinden Çarşı-pazara çıkmayan, bütün ömrünü ilme ve dine, bilhassa Kurana vakfedip talebe yetiştiren ve fakr-ı haliyle beraber devletin maaşlarını almamak için resmî vazifeleri
Yükleniyor...