6- Adapazarı’nda Dağıstanlı Murad Hoca’nın alâka ve samimiyetini gösteren 1951 yılında yazdığı mektubu: (Afyon hapsinden kurtuluşundan sonra defter s: 97)

7- Aslen Erzurumlu olup, muhaceretle gelip Urfa’ya yerleşmiş ve Hazret-i Üstâd’ın cenazesini yıkama şerefine nail olmuş, âlim, fazıl, mutasavvıf Molla Hamid Efendi’nin samimi alâkasını gösteren mektubu: (Aynı defter S: 4)

8- 1950’de Tillo’dan Muhammed Ali isminde büyük bir âlimin alâka ve samimiyetini gösteren Arapça takrizi: (Müntehap dosya sıra no: 29)

9- Mardin-Cizre’den, aslen Gevaşlı Molla Abdurrahim’in yazdığı samimî mektupları: (Müntehap dosya: 46)

10- Cizreli (Cezire) meşhur şeyh Seyda’nın alâkadarane muhabereleri ve Hazret-i Üstâd’ın ona olan hususi teveccüh ve mukabeleleri bir çok rivayetlerle meşhur olmuştur.

(7) Emirdağ-2 Mnntehap dosya sıra no: 52.

(*) Eski Alay Müftülerinden Osman Nurî Efendinin 1920 lerden beri hz. Üstâdla alaka ve manevî irtibatları olduğu gibi, 1944 de Denizli mahkemesinin berat kararını temyizdende tasdiki için Ankaradan lazım gelen muavenetleri olmuştur. 1950-1954 senelerinde Hz. Üstâd için Ankara-Cebeci semtinde hususi bir ev inşa ettirmiş ve Hz. Üstâdı hararetle Ankaraya davet eden mektuplar yazmıştı. Bu evin masrafının bir kısmını Maraşal Fevzi Çakmak da vermişti. Ancak Hz. Üstâd, o sıralar Ankaraya gidememişti. Merhum Osman Nurîye hususî mektup yazarak teşekkür etmiş ve onun yaptırdığı o evi bir nevi medrese-i Nuriye olarak kabul etmişti. Hz.Üstâd’ın mezkûr mektupu Emirdağ-2 sh.44 dedir.

Bu mevzu’da tafsilat, Son şahitler-4, sh.273 de.

11- Çankırılı meşhur alim,muderris H. Hasan Efendinin samimi alakaları (Son şahitler-4 sh.358)

12- Urfalı meşhur-kurra’ Muhammed Hafız Efendinin yüksek takdirleri...(Hususî hatıra dosyamız)

İşte fihristevarî bazı nümunelerini verdiğimiz bu zatlar gibi, bir çok âlim ve meşayihin isimlerini sıralamak da mümkindir. Fakat bunlar maksada kifayet eder.

İstteki fihristede isimlerini kaydettiğimiz zatların bir çok mektup ve telakkilerinden sadece iki üç nümune vermekle bu bölümü de kapamak istiyoruz.

1-Eski Kerkük Meb’usu, âlim Abdülmecid’in mektubu (Bazı bölümlerini alıyoruz) 30.951 tarihli.

“... Ey hürmete lâik, ey tebcile şayan!

Haddim olmıyarak şu verakpare-i aciziyi ikinci olarak(8) atabe-i bâlânıza sunuyor, saygılarımı takdim ediyorum. Gerçi sizin gibi bir muhakkik ve mücahid ve hakikatı müşahid bir zat ile muhabere etmeye kendimde liyakat göremiyorum. Zira sizi karşılayacak ve muhatabaya lâyık edecek ilmim yok, fazl ve faziletim yok, amelim yoktur.

Ömrüm beyhude geçmiş.. Ne geçmişlerin izini tuttum, ne de muasır fazıllara katıldım, ne de efazılın yürüdükleri caddeden yürüyebildim. Hüsranın fezây-i namütenahisinde sefil ve sergerdan bir serseri gibi yol aldım.

Ancak son günlerde, hikmet-i Rabbanî ve muktaza-i irade-i Rahmanî: envar-ı satıânızdan lem’alar şa’şa-paş olmaya başladı. Onur-u pür-sürûrdan


 /  
2249
Yükleniyor...