almayan âlim, fazıl, mecevvid ve müttakî insan Muhammed Hafız Efendi, Risale-i Nur ve Üstâd Bediüzzaman hakkındaki telakkilereni Abdullah Yeğin Ağabeye şöyle anlatmış: (A.Yeğin Ağabey bunu çok kereler anlattığı gibi, 7.8.1992 Perşembe günü akşamı Urfada Zehraiye Camii avlusunda büyük cemaatada anlatmıstı.) “Bir gün bazı Urfalı zatlar yanıma geldiler, ta’riz tarzında derilerki : “şu Nurcular Üstâdlarına Mehdî diyorlar. Bu işe ne dersiniz?”

Bende onlara dedimki: Üstâd Bediüzzaman Mehdiden büyüktür. Ona peygamber demeyin ne deseniz layıktır.”

Bende (A.Kadir Badıllı) Hocamızdan bir gün Risale-i nur hakkında şöyle duymuştum: “Evladım, Risale-i Nur Kuranın hakiki mânâsıdır. Bu asırda, adeta Kuran türkçe nazil oluyor.”

“Ben akşam Üstâd’ın Zülfikar eserinden okumuştum, bir ayete verdiği mânâ karşısında fevkalade te’sir altında kaldım. Sonra yattım, Üstâd hz.lerini rü’yamda gördüm. Baktımki senin amcan Badıllı Said Beyle beraber atlara binmiş oldukları halde bizim evin avlusuna girdiler. Ben onlara kahve ikram etmenin telaşı içerisinde iken uyandım.

Evladım, Üstâd Bediüzzaman ateş gibi bir âlimdir. Onun Kur’âna verdiği mânâlar harikadır, emsalsizdir.”

 /  
2249
Yükleniyor...