“Büyük Dahi, Büyük Alim

(Bediüzzaman Hazretlerinin mahkemesinden intiba’lar.) Bu büyük dava adamını acaba tanımıyan varmıdır? İstanbul’a ilk geldiği zaman henüz yirmi(1) yaşlarındaydı. O zamanın gazeteleri “şarkın dağlarından kopan bir zekâ parçası İstanbul ufuklarında parladı” diye hararetle kendisinden bahsediyorlardı. Genç yaşında iken devrin bütün alimlerini ilzam etmiş olan bu allamenin bir defa dahi olsa ilzam edildiğini hiç kimse görmemiştir.

1908(2) olaylarında nutuklarıyla taburları itaate getiren; Birinci Cihan harbinde gönüllüler kumandanı olarak harikalar gösteren,ölüme zerre kadar ehemmiyet vermiyen, izzet-i ıslamiyenin ne olduğunu esarette iken Rus baş kumandanına ve İstanbul i’tilaf devletlerine, işgal komutanına öğreten bu büyük mücahit; hayatta en sevdiği şey hürriyet olduğu halde, ne gariptirki, otuz yıldan beri hapisten hapise,sürgünden sürgüne,diyar diyar gezdirilmiştir. Bunlara ayrıca, on beş dafa zehirlenmeyi ve ihtilattan men’edilmeyi ilave edersekne büyük tazyikiiçinde idame-i ettiğini siz müslüman kardeşlerim daha iyi tasavvur buyurursunuz.

Bütün bu hapisler, nefiyler, ölüm tehtidleri bu büyük da’va adamını susturmak ve iman yolundaki faalietlerine son vermek içindi. Fakat sustumu? ıman yolundaki mücadelesinden vazgeçtimi? Acaba sonu ne oldu diye merak buyuracaksınız değilmi? Bakınız ne oldu: “Hak, onun için çalışanlara yardım eder” sözü daima tahakkuk etti. Üstâd her hapsi Medrese-i Yusufiye kabul etti. Her zehirlenmeyi iman yolunda daha fazla çalışması gerektiğine bir ihtar telakki etti. Mahkemeleri hala son bulmadı. Devr-i sabıkta olduğu gibi, Üstâd hal-i hazırda yine mahkeme altındadır. Son mahkemesi 19 şubat 1952 günü idi. İstanbul Ağır ceza mahkemesinde görüldü. Bu günü hiçbir gazete yazmadığı halde, herkes öğrenmişti. Mahkemeyi dinlemek için, Van’dan tutunuzda Edirneye.. Of’dan İzmir’e kadar olan yerlerden yüzlerce insan gelmişti.

Mahkeme günü celse saati meçhul olduğundan, sabahtan itibaren halk koridorları doldurmaya başladı. On yaşından tutunuzda, yetmiş yaşına kadar kadın-erkek, münevver-cahil her sınıfdan insan vardı. Bilmeyenler “Nen var?” sorunca, “Büyük dahinin mahkemesi var” cevabını alıyordu. Hele şubat ta’tili dolayısıyla burada bulunması lazım gelen yüzlerce


 /  
2249
Yükleniyor...