BİR HATIRA:
Eskişehirli Muhyiddin Yürüten’in o günü veyahut ikinci celsede müşahede ettiği bir hadiseyi şöyle anlatmaktadır:
“... Hâkim Üstâd’a: “Sarığınızı çıkarınız” dedi. Üstâd “Bu boynumu kesersiniz, fakat bu sarığı çıkaramazsınız” mânâsında eliyle boğazını işaret etti.
(55) Büyük Tarihçe-i Hayat, s: 540.
Bu arada mübaşir, Üstâd’ın, Hâkim’in sözünü duymadığını zannederek, yüksek sesle “Hoca Efendi, Hoca Efendi! Hakim sarığınızı çıkarın diyor” dedi. Mahkeme başkanı mübaşire müdahale ederek; “Tamam, biz anlaştık. Sen aradan çekil!” dedi.”(56)
Mahkeme hey’eti, Mahkemeyi 19 şubat 1952 gününe ta’lik etti. Hazret-i Üstâd da mahkemenin neticesini almak için İstanbul’da, bir müddet yine Sirkeci’deki Akşehir Palas otelinde, daha sonraları Fatih semtindeki Reşadiye Otelinde kaldı.
BİR MEN-İ MUHAKEME KARARI
Bu arada, Volkan Mecmuası gençlik Rehberi’nden bir yazı iktibas ederek neşretti. Bu yazıdan dolayı da, ayrıca Hazret-i Üstâd sorgu mahkemesinde isticvab edildi. Bu mahkemede dahi Üstâd geniş izahlarda bulundu. Neticede yapılan tahkikat sonunda, aynı eserden 943’de Denizli Mahkemesinde beraet etmiş ve temyizce de tasdik edilmiş eserler olduğu anlaşıldığından, men-i muhakemesine karar verilmiştir.(57)
Yükleniyor...