“Otuz beş senedir hayatını şahid göstererek, siyasete asla karışmadığını, dünyevî ve menfi cereyanlarla hiç alâkasının bulunmadığını, bütün bu zaman zarfında kendisini meşgul eden ve nazar-ı dikkatini çeken tek şeyin hakaik-i imaniye ve hizmet-i Kur’âniye olduğunu, bütün kuvvetini imanı kurtarmak yolunda sarfettiğini ve bu davasının şahidleri olarak da, bir çok mahkemelerin beraet ve iade kararları olduğunu, Gençlik Rehberi adlı eserinin üniversiteli gençler tarafından bastırılmasının büyük bir memnuniyeti mucib olması lâzım geldiğini, içinde bulunduğumuz asrın menfi cereyanlarına, bilhassa içtimaî bünyemizi sarsan ahlâksızlık ve imansızlık salgınına karşı “Gençlik Rehberi” gibi Risale-i Nur’un bütün eczalarının neşredilmesinin, gençliğe ve ma’sum evladlarımıza ve kadın ve kızlarımıza tamamen okutturulmasının vatan ve millet saadeti nokta-i nazarından gayet elzem olduğunu ve Gençlik Rehberi eserini işte bu gayeler için kendisinin haberi olmadan üniversite talebelerinin bastırdıklarını “gayet açık, net ve beliğ bir surette ifade ve beyan ettiler.”(55)

BİR HATIRA:

Eskişehirli Muhyiddin Yürüten’in o günü veyahut ikinci celsede müşahede ettiği bir hadiseyi şöyle anlatmaktadır:

“... Hâkim Üstâd’a: “Sarığınızı çıkarınız” dedi. Üstâd “Bu boynumu kesersiniz, fakat bu sarığı çıkaramazsınız” mânâsında eliyle boğazını işaret etti.

(55) Büyük Tarihçe-i Hayat, s: 540.

Bu arada mübaşir, Üstâd’ın, Hâkim’in sözünü duymadığını zannederek, yüksek sesle “Hoca Efendi, Hoca Efendi! Hakim sarığınızı çıkarın diyor” dedi. Mahkeme başkanı mübaşire müdahale ederek; “Tamam, biz anlaştık. Sen aradan çekil!” dedi.”(56)

Mahkeme hey’eti, Mahkemeyi 19 şubat 1952 gününe ta’lik etti. Hazret-i Üstâd da mahkemenin neticesini almak için İstanbul’da, bir müddet yine Sirkeci’deki Akşehir Palas otelinde, daha sonraları Fatih semtindeki Reşadiye Otelinde kaldı.

BİR MEN-İ MUHAKEME KARARI

Bu arada, Volkan Mecmuası gençlik Rehberi’nden bir yazı iktibas ederek neşretti. Bu yazıdan dolayı da, ayrıca Hazret-i Üstâd sorgu mahkemesinde isticvab edildi. Bu mahkemede dahi Üstâd geniş izahlarda bulundu. Neticede yapılan tahkikat sonunda, aynı eserden 943’de Denizli Mahkemesinde beraet etmiş ve temyizce de tasdik edilmiş eserler olduğu anlaşıldığından, men-i muhakemesine karar verilmiştir.(57)


 /  
2249
Yükleniyor...