dolayısıyla mahkemede ispat-ı vücud etmediğimden ihzaren celbime karar verildiği ve hastalıkla beraber İstanbul’a gitmem imkân hârici olmakla beraber, bu teklif adaletle kabil-i te’lif bulunmadığından, hadisenin İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nin huzurunda tezahür edebilmesi için selâhiyetdar doktor tarafından muayenemin icrasıyla verilecek rapora göre muamele yapılmasını ve şayet İstanbul’a sevkimin durdurulması imkan harici ise, mahkemenin kararına hürmeten Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifademin alınması ve isticvabın yapılması için lâzım gelen kanunî yollara tevessül buyurulmasını dilerim.

17.10.1951

Emirdıığ’ında Çilli Mahallesinde Mukim

SAİD-İ NURSİ”(*)

(54) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 67.

( * ) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 68.

Üstâd İstanbul’DA

VE MAHKEMENİN İLK CELSESİ

Öyle anlaşılıyor ki, Üstâd Hazretlerinin bütün bu müracaatları ve savcılığa olan bu son dilekçesi de netice vermemiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinden ikinci bir ihzariye emri gelmiştir. Hazret-i Üstâd’ın artık kanunî mecburiyet karşısında kalarak İstanbul’a gitmesi lâzım gelmişti. İstanbul Ağır Cezası 22 Ocak 1952 celsesinde bulunmak üzere, bir kaç gün önceden Isparta’dan İstanbul’a gitti ve Sirkeci’de bulunan Akşehir Palas oteline indi. Muhakeme günü olan 22.952 salı günü duruşmada hazır bulundu. O zamanki mahkeme binası, şimdiki Sirkeci’de olan büyük PTT binası idi. Üstâd’ın İstanbul’a gittiğini ve mahkeme günü hazır bulunacağını duyan dost ve talebeleri, mahkeme günü sabah erkenden mahşeri bir dinleyici kalabalığı toplandı. Bediüzzaman’ın mahkemesini dinlemek ve onu görmek için, o günü adeta mahkeme binası etrafı insan seliyle dalgalanmaktaydı. Duruşma saati geldi. Hazret-i Üstâd sarığı ve cübbesiyle Üniversiteli genç Nur talebelerinin kolları arasında mahkeme salonuna girdi. İç fahri avukatı da yerlerini aldılar. İstanbul ‘un ünlü avukatlarından olan Seniyüddin Başak, M.Mihri Helav, Abdurrahman şeref Laç idiler.

Reis celseyi açtı. Evvelâ Hazret-i Üstâd’ın isim, künye ve adresi tesbit edildi. Arkasından bilirkişi raporu ve iddianame okundu. Buna karşı Hazret-i Üstâd ayağa kalkarak kısaca sözlü cevab verdi. Konuşmasının hülâsası şöyledir:


 /  
2249
Yükleniyor...