Haşiye: Birkaç senedir dinî ve gayr-ı dinî neşriyat yapan mecmualar ve bazı gazeteler hükûmet aleyhine ve bazen din lehine çok sert ve çok ağır yazılarla hücum ettikleri halde, onların daha belki yarısı kadar acı ve sert yazmıyan ve aynı zamanda siyasete hiç girmiyen ve yalnız küfür ve dalâletin fenalığını

(53) Hazret-i Üstâd’ın şu acib beyan tarzına dikkat edilsini ki, heyet-i sihhiyeden hastalığı münasebetiyle rapor isterken; Gençlik Rehberi’nin ve Risale-i Nur’un ve hizmetlerinin mahiyetini onlara da anlatıyor ve haberdar ediyor. Aynı zamanda Risale-i Nur’urı hizmetinin ehemmiyetini tebliğ ediyor. Rapor alma işi ikinci üçüncü derecede kalıyor. A.

ilmen, mantıken ispat eden ve hiç zararı görülmiyen Risale-i Nur’un bu vatandaki en büyük imanî ve nurlu hizmetini görüp; ihtiyar, çok hasta müellifini mes’ul tutmaya çalışanların hareketini anarşistlik, komünistlik hesabınadır biliyoruz. Evvelâ o sert yazıları nazar-ı itibare almak lâzım iken ve demokrasiye büyük hizmeti olan Risale-i Nur’u el ve baş üstünde tutmak lazım gelirken, bu derece Risale-i Nura ilişmeyi biz Nur talebeleri, bunu Demokrat Hükûmetinden bilmeyip, gizli düşmanlarımız olan zındıkların hükûmeti iğfal etmelerinden biliyoruz.

Hasta Üstâdımızın yanında bulunan

Nur talebeleri namına

Mehmet, Sadık, İbrahim, Hamza”(54)

Hazret-i Üstâd aynı günlerde bir de bir dilekçe Emirdağı savcılığına da verdi. İstanbul’a Gençlik Rehberi mahkemesine gitmeye asla niyeti yoktu, istemiyordu. Lâzım gelen her bir sebebe de baş vurdu, direndi. fakat hikmet ve kader-i ilâhi Üstâd’ın İstanbul’a gitmesini takdir etmişti. Nitekim de sonunda gitmeye mecbur oldu. Amma çok hayırlı, faydalı neticeler husul buldu. Gençlik Rehberi mahkemesi beraetle neticelendiği gibi, yüzlerce dost ve talebeleriyle İstanbul’da görüştü, ders verdi vs...

İstanbuldan gelen ihzarlı celb üzerine Üstâd’ın Emirdağı C.Savcılığına verdiği dilekçesi:

“Emirdağ Sayın Cumhuriyet Savcılığına!

Dilek:

Evvelce tab’ ve neşredilen ve neşrinde hiç bir mahzur bulunmayıp, resmi makamlar, savcılık tarafından neşrine müsaade edilen Gençlik Rehberi namındaki eserimin şahs-ı aher tarafından neşredildiği ve esasen bu eserlerin hakkında muhakeme cereyan edip, hakkımda beraet kararı verildiği ve bir hey’et-i ilmiye tarafından dahi bu eserler tetkik edilerek, neşirlerinde hiç bir mahzur bulunmadığına dair rapor verildiği halde, zühul eseri olarak ve bir bilirkişi heyetinin maddî ve fikrî hatası dolayısıyla, hakkımda açılmış olan kamu davasının binnetice İstanbul Ağır Ceza mahkemesinde 951 tarih ve 137 numarayla görüşülmekte olup, hastalığım


 /  
2249
Yükleniyor...