Çok büyütülen hadise, gerçi maddeten cüz’î gibi görünüyordu. Lâkin o sıra ve o zamanda o mesele gerçekten de büyüktü. Zira yirmiyedi sene zarfinda resmen böyle dinî bir eser ilk olarak neşrediliyordu.(51) Hem de Üniversiteli talebelerin adıyla...

Davanın Ağır Cezaya intikal etmesi üzerine, Ankara’daki üniversiteli genç Nur talebeleri 24 Haziran 1951’de İstanbul Sorgu Hâkimliğine şu gelen protesto yazısını gönderdiler:

“İstanbul Birinci Sorgu Yargıçlığına:

17.951 tarih ve 151-60 sayılı iddianameyle -Gençlik Rehberi’nin yeniden basılması münasebetiyle- müellifi bulunan Said-i Nursi’nin Gençlik Rehberi adlı kitabıyla; “laikliğe aykırı olarak, devletin içtimaî iktisadî, siyasî ve hukukî temel

(51) 1947’de Eskişehir’de, hususi suretle Emniyet Müdüriınün izniyle az bir kaç nüsha Gençlik Rehberinin hülâsası tab ettirilmesinden başka...

nizamlarınını dinî esas ve inançlara uydurmak ve şahsî nüfûz temin ve tesis eylemek maksadıyla, dini ve dinî hissiyatı alet ederek propaganda ve telkin yapmakla iddianamenizde suçlu gösterip Ağır Ceza mahkemesine verilmek istendiğini okuduk.

Hak ve hakikata tamamıyla aykırı ve Türk milletinin dinine, imanına Gençlik Rehberi’yle beraber daha yüzler eserleriyle hizmet eden Bediüzzaman Said-i Nursi’nin aleyhindeki isnadların yanlış olduğunu, gerek kanunî ve gerek hukukî cihetlerle ispat ederek cevab veriyoruz:

1- İddianame altı madde ile, Rehberin tab’ ve neşrini güya lâikliğe ve matbuât kanununa aykırı olduğu iddiasındadır. Halbuki dünyada hiç bir kanunda onu medar-ı mes’uliyet edecek bir vaziyet yoktur. Bilâkis suç mevzu’u diye gösterilen o altı madde, Rehberin kıymettar bir hakikat olduğunu gösteriyor. Hem Rehber, Eskişehirde Emniyet Müdürlüğünce tetkik ettirilip tab’ edildikten sonra, hiç toplattırılmamış.. Hem eskiden Denizli mahkemesine ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’ne ve ehl-i vukufa gönderilmiş, sonra diğer bütün kitaplarla beraber zararsız eser diye iade ve beraet ettirilmiştir. Ondan sonra teksir makinesiyle de eski harfle intişar etmiş, hiç toplattırılmamış. Yalnız Rehberin başındaki mukaddemede yazıldığı gibi, yalnız bir nüsha başka kitapların içinde Ankara Emniyet müdürünün eline geçmiş, o da toplatmasına emir vermiş.. Ve nihayet son Afyon mahkemesinde de hiç mevzu-u bahis edilmemiştir.

İddianamede lâikliğe aykırıdır diye medar-ı mes’uliyet gösterilen madde ise, ahirzamanda hadisin verdiği haberdir ki: “O zaman bazı yerlerde kırk kadına bir erkek nezaret eder”. İşte bu hadisin verdiği haber, kısmen bugün Rusya’da çıkmış bulunuyor. Din ve iman, ahlâk ve fazilet tanımayan


 /  
2249
Yükleniyor...