Hem makamınıza arzediyoruz ki; devletin iktisadî, içtimaî, hukukî bünyesini sarsmakla ve şahsî nüfuz te’mini gayesiyle yazılıp neşredildiği iddia ettikleri risale; bilâkis kanaâtının tamamen aksine olarak, ferdleri su-i ahlâktan, israftan, haksızlıktan ve bütün ahlâk-ı mezmumeden iman yoluyla men’ etmekle, tam tamına bu müesseselerin te’sisine sırf rıza-ı ilâhî için çalışmış ve şahsî nüfuz te’min etmek şöyle dursun, her cihetle hakkı olan gezmek, dolaşmak, istediği yere gitmek ve istediği kimse ile konuşmak gibi tabiî ve insanî haklarından bile feragat etmiş bir fazilet âbidesi olarak karşımızda duruyor.
Hiç kimse inkâr edemez ki; bin tane Müslüman, mütedeyyin şahsın idaresi, on tane serkeş kimsenin idaresinden daha kolay olduğu.. ve Gençlik Rehberi de insanları serkeşlikten sarhoşluktan, su-i ahlâktan, su-i ısti’malâttan men’ eden bir eser olduğuna göre; onun hakkında asayişi bozuyor iddiasında bulunmak en cahil kimseleri dahi güldürecektir.
Binaenaleyh, yukarda zikir ve tadat ettiğimiz esbab-ı mûcibeden dolayı Üstâd’ımız hakkında adem-i takibat kararı verilmesini saygılarımızla rica ediyoruz.
Nur Talebelerinden Ceylan, Sungur, Abdullah, Ziya”(52)
(52) Emirdağ-2 Müntehap dosya sıra no: 59
Ankara Nur talebeleri bu protesto yazılarının bir suretini Üstâd Hazretlerine, bir suretini de İstanbul’daki Üstâd’ın eski talebelerinden Avukat Mihri Bey’e yolladılar.
Böylece İstanbul Birinci Ağır Ceza Mahkemesine intikal eden “Gençlik Rehberi” dosyasıyla, savcılığın 14.951’de hazırlanan iddianamesi, İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinden tebliğname ve mahkemeye celbname olarak Hz. Üstâda gelmesi üzerine; Üstâd Hazretleri mahkemeye İstanbul’a gitmeye kanunen mecbur durumda kalmıştı. Ancak fazla za’afiyet, hastalık vesaireden dolayı İstanbul’a kadar gitmeye takat’ı yoktu. Mahkemeye gidemiyeceğine dair hey’et-i sıhhiye doktorlarından bazı raporlar aldı ve bir dilekçe ile İstanbul’a gönderdi.
Yükleniyor...