Hazret-i Üstâd İstanbul’a gönderdiği bu mektubula beraber “ Mahkeme-i Kübraya şekva” isimli yazısının devamı ve eki eklinde daha çok mahrem olan “Dokuzuncu maddesini” de, bir talebesi olan Bitlis’li Abdurrezzak lisanıyla kaleme almıştır. Bu mezkûr maddenin buraya derci şimdilik münasib görülmedi.

MAHKEMENİN TE’HİRLERİNİN HİKMETLERİ

Afyon mahkemesinin te’hir üstüne te’hirleri devam edip dururken, bunlardan yine bir te’hir üzerine, kader-i ilâhi noktasından hikmetlerini beyan eden Hazret-i Üstâd 25.10.952’de neşretmiş olduğu bir mektubunda şunları yazıyordu:

(29) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 5.

“Üstâdımız Diyor ki:

Mahkemelerin te’hirinde hayır var.. şimdiye kadar Nura ve Nurculara verilen zahmetler, rahmetlere dönmesi gösteriyor ki, bu te’hirde de hayır var ki, birisi bu olmak ihtimali var:

Hariç Âlem-i İslâmda Nurun ehemmiyetle te’sire başlaması ve inkişaf ve intişarı; ve buranın siyasîleri Avrupa’ya bir rüşvet olarak bir derece Avrupalılaşmak meylini göstermesi, hâriçte zannedilmekle; mahkemelerce Nurun serbestiyet-i tammesi için karar vermek; hariç Âlem-i İslâmda Nurların hakikî ihlâsına böyle bir şüphe gelecekti: “Ya Nurcularda riyakârlığa mecbur olmuşlar.. veyahut böyle medenileşmek fikrinde olanlara ilişmiyorlar, za’af gösteriyorlar” diye nurun kıymetine büyük zarar olduğu için, bu te’ahhur(30) evhamları izale eder ve ispat eder ki; Otuz senedenberi İslâmiyetin şeairine muhalif şeylere baş eğmiyorlar...

SAİD-İ NURSİ”(31)

(Üstteki mektubun devamı uzundur.Mevzu’ fazla uzamaması için dercedilmedi)

Yine başka bir te’hir münasebetiyle Hazret-i Üstâd talebelerine gönderdiği bir mektubunda da şunları kaydetmiştir:


 /  
2249
Yükleniyor...