Bu tarihten, ta 16 Mayıs 1950 D.P iktidarına kadar olan altı buçuk aylık zamanı dahi, eski hayat fasıllarından olduğu gibi,yine Üstâd’a bir nevi esaret hayatı yaşattırıldı. Yine polis nezareti, yine takib, yine mürakabe ve yine her hare- keti kontrola tabi’...

BU ALTI BUÇUK AYLIK ZAMANDA Üstâd NE YAPTI,

NE YAZDI?

Üstâd’ın Afyon hapsinden tahliyesinden sonra, ta 16 Mayıs 950’ye kadar geçen hayatı sekiz ay kadardır.Üstâd’ın bu sekiz aylık zamanı da, CHP iktidarı altında yine aynen hapisten önceki hayatı gibidir.. Ve Emirdağ hayatına eklenmesi icabederdi. Ancak biz bu kısacık zamanı zulüm ve işkenceler itibarıyla gayr-ı vaki’ sayarak, onun son hayatına bağladık.

Bu zaman zarfında Hazret-i Üstâd’ın yaptığı işler, yazdığı şeyler nelerdir diye bir sual vaki olursa, şöyle izah edilebilir:

Afyon hapsinden çıkar çıkmaz ve Afyon’da bulunduğu günlerde, talebelerine bir kaç tebrik mektubu vesaire yazdı. Ayrıca Diyanet ışleri Reisi muhterem Ahmed Hamdi Akseki’li Hocaya Risale-i Nurdan bir takım hazırlattırıp gönderme işiyle alâkadar oldu.

Hapisten önce (1947’de) Ahmed Hamdi Efendi, Nurlardan iki takım ısrarla istemiş idi. O sıra bunun hazırlığı yapılmış, ancak yetiştirilip gönderilmeden, Afyon hapis faslı araya girmesiyle öylece kalmıştı. 20 Eylül 1949’da Hazret-i Üstâd hapisten çıkar çıkmaz, tekrar bu işe el atmış ve ilk iş, yanındaki fedakâr talebesi ve hizmetçisi Zübeyr’in imzasıyla Isparta’ya bu hususta bir mektup yollamıştı. Mektup aynen şöyledir:

“Aziz sıddık ve kahraman ağabeyim!

Evvela: Hazret-i Üstâd şöyle buyurdular: “Diyanet Riyasetine gönderilmek için hazırlanan Nur takımı Emirdağ’ından Isparta’ya iade edilmiş. Bu takım bir yere verilmemiş ise, muhafaza edilsin. Belki bir zaman lâzım olacak, Ben tashih edeceğim...”(6)

Saniyen Ankara işini Çalışkanlar görecek. Benim gitmeme lüzum kalmadı.

Salisen: Hazret-i Üstâdımızın tashihatta ilâve buyurdukları haşiye ve nükteleri ve müdafaattaki bir iki sehvi hâvî bir pusulayı takdim ediyorum.

Hazret-i Üstâdımız dün Emirdağı’na teşrif buyurdular. Bendeniz mahkeme gününü burada bekliyeceğim. Az da olsa bu ayrılık çok acı geldi.Mübarek odasına çıkamıyorum. Ancak namazı orada teessür ve yeis içinde kılıyorum. Emniyete haberleri olsun kabilinden gideceğini söylediğim zaman, şöyle dediler: “Hoca Efendinin hiç bir şeyine müdahaleye kanunen hakkımız yoktur.(3) Türkiye’de altmış üç vilâyet var. Arzu ettiği vilâyet ve kazaya gider.

Kahraman ağabeyim, dua ve himmetinizi yalvarırım. Bu kadar aceleyle yazabildim. El ve ayaklannızdan öperim. 3.12.1949Çok kusurlu biçare Zübeyr

Mahkeme ayın 14’ündedir. Evvelki mektupta herhalde yanlış arzettim.14.12.1949 günüdür. (Müntehap dosya Emirdağ-2 sıra no: 12) Not: Üstâd bu mektubun yazılışından bir gün evvel Emirdağ’ına geldiğine göre, 2 Aralık 949 günüdür. A.

(3) Evet, kanunen ilişmeye hakları yoktu. Lâkin kanansuz şekilde ta’cizler devam etti. A.

(6) Emirdağ-2, Müntehap dosya sıra no: 2.

Hazret-i Üstâd, Emirdağ’ına geldikten sonra da, aynı mevzu üzerinde durdu ve Isparta’ya mektuplar yazdırarak. Diyanet Reisine gönderilecek Nur takımının ma’na ve ehemmiyetini bildiriyordu. Tahminen 1950 başlarında yazdırıp Isparta’ya gönderdiği bir mektup aynen şöyledir:

“Gayet kıymetli fedakâr Nur kahramanı ağabeyimiz Hüsrev!

şimdiye kadar beş defadır Diyanet Reisi Nurlardan bir takımı musırrane


 /  
2249
Yükleniyor...