Âlem-i İslâmda ve dünyada bir derece umumileşmesine meydan verildiği için, bir huzur ferah ve sükûn hayatı şeklinde vasıflanabilir. Hem Üstâd’ın bu son hayatı; irşad, ikaz, tenvir, neşriyât yönleri cihetiyle de çok küllî, nurlu ve feyizlidir. Bu dönemde, onun hayat ve maneviyatının bir semeresi olan Nur Risalelerini okuyanlar, ona talebe olanlar bir kaç misli artmıştır. Afyon Savcısı 1950’lerde “altıyüzbin Nur talebesi var” demişse de, 1960’lara doğru herhalde bir kaç milyonu bulmuştur.

Gelip ziyaret edenlerin, görüşüp müstefid olanların bu yeni hayat döneminde haddi hesabı yoktur. Din âlimleri, mektepli münevverler, siyasetçiler hatta askerî erkân pek çoktur.

Üstâd’ın bu dönem hayatında onunla şahsen görüşen, sohbetinde bulunanlardan; Üstâd’dan görüp duyduklarını anlatanlar da, önceki dönemlerinkinden kat kat ziyadedir. Önceki hayat fasıllarında olduğu gibi, bu dönem hayatını umum hatıralar ve menkıbeleriyle tam teferruatlı kaydetmeye çalışsak, hayli uzun olur, tek başına bir kitap halini alır. Bilmecburiye hatıra ve menkıbelerden ancak bir kısmını nümûne kabilinden kaydedebileceğiz. Bunlardan da en önemlilerini, onların da yalnız birer meal ve hülâsalarını alabileceğiz.

Amma herşeyden önce bu faslı, “Lahika mektupları” diye yazılıp neşredilen yazıların bir çoğu hadiseler kronolojisine göre tarih numaralı olduğu için, bir çoğu bu kitaba kaydedilmesi zarurî görülmüştür. Böylece Hazret-i Üstâd’ın bu yeni dönem hayatı belgeler ve vesikalar bakımından -diğer fasıllara göre- daha çok zengin ve avantajlıdır.

Tarih numaralı olan mektup ve yazıların yazılış sebebleri, hadiseleri daha çok aydınlattıkları için; hem bu dönemde yazılmış Üstâd’ın mektuplarına ve hayat seyrine ait bazı rivayetlere bir çok te’villi yorumlar, şerhler, tatbikatlar eklendiği için, hadiselerin zuhûr şekillerini ve vesileleriyle yazılmış mektup ve yazıların vürüd sebeblerini ve mahiyet ve hakikatlarını olduğu gibi ve te’vilsiz şekilde ortaya koymak zarureti vardır. Bu noktalardan, kendimizi ne kadar sıksak da, bu fasıl hayatı epeyce uzuyacaktır sanırım.

Evet, bu hayat faslında öylesi bir tahlilin yapılması ve Hazret-i Üstâd’ın bir çok yorum ve te’villere tabi’tutulan ifade ve beyanlarının sağlam temel kaidelerine bina edilmesi zarurîdir. Lâkin itiraf edelim ki; biz bu mevzuu hakkıyla yapacak durumda değiliz. Amma belki ilerde bazı zatlara bir çığır açmak gibi çok ufak bir işaret de olsa mühimdir. Çünki şimdi Risale-i Nur okuyucularının, belki ilerde bir çok İslâm cemaâtlarının, hatta belki Âlem-i İslâmın dinî, siyasî ve içtimaî mes’elelerinin halli hususunda daimî merci’ ve me’haz olarak şaşmaz kaidelerin istinbatı için; özellikle Hazret-i Üstâd’ın bu son hayat faslında vuku’ bulmuş hadiseler vesilesiyle kaleme

 /  
2249
Yükleniyor...