(162) Burada bizzat merhum Zübeyr Ağabeyden duyduğum ihlâs dersini veren bir hatırasını kaydetmeden geçemeyeceğim. şöyle demişti Zübeyr Ağabey: “Afyon hapsinden sonra Üstâdımızın hizmetine başladığım ilk günler idi. Bana bir gün şöyle gayet ciddi bir teklif söyledi: “Benim hizmetimde kalman için eğer “Benim Üstâdım büvük Velîdir, Mehdidır, dahidir vesaire” nivetivle yapacak isen. ben istemivorum lüzumu da voktur.
Amma eğer, “Benim Üstâdım gariptir, ihtiyardır, hastadır, kimsesizdir, ona Allah rızası için yardım edeceğim” niyetiyle yapacak isen, kabul edebilirim. Git sana üç gün mühlet” dedi. Ben gittim, yarım saat kadar düşündüm ve yanına döndüm. dedim ki: “Ben Üstâdıma garip, hasta, ihtiyar, kimsesiz olduğu için, sırf Allah rızasına hizmet etmeyi kabul ediyorum.” dedim.
- Üstâd “Maşaallah peki öyle ise!” dedi. A.B.
Yani: “Zarara rızası ile ve pis zevkiyle ve inadıyla razı olana merhamet edilmez ve lâyık değildir” Kaide-i esasiye ile, Nurların hiç bir şüphe ve vesvese bırakmıyan kuvvetli hüccetlerine karşı temerrüd edip kabul etmiyen, belki aleyhinde bahanelerle çalışanlara şefkat ve merhamet edilmez ve onların hatırı için, onlara dalkavukluk ve temelluk etmek nurların izzetine münafi olduğu gibi; düstur-u esasiyesine de muhalif ve onların pek çok çirkin temerrüd ve inatlarını okşamak hükmüne geçtiği için onları unutmak, zihnen meşgul olmamak şimdiki vaziyetime lâzım gördüğümden; bu pek soğuk ve ihanetkârane bana karşı vaziyetlerinden müteellim olmuyorum. Belki bir cihette memnun oluyorum.
Rabian: Bu zamanda avam-ı mü’minînin tam itimad etmesi ve iman hakikatlarını tereddütsüz ders alması için öyle muallimler lâzımdır ki, değil dünya menfaatlerini belki âhiret menfaatlerini dahi ehl-i imanın menfaat-ı uhreviyesine feda ederek, o ders-i imanî de her cihetle şahsî faydalarını düşünmeyip, yalnız ve yalınız hakikatlara rızay-i ilâhî ve aşk-ı hakikat ve hizmet-i imaniyedeki şevk-i hak ve hakkaniyet için çalışsın. Ta her muhtaç delilsiz kanaât edebilsin, “Bizi kandırıyor” demesin.. ve hakikat pek çok kuvvetli olduğunu ve hiç bir cihette sarsılmadığını ve hiç bir şeye alet olmadığını bilsin, ta imanı kuvvetlensin.. ve “o ders ayn-ı hakikattır” desin” vesvese ve şüpheleri zail olsun.
İşte mezkûr hakikatlar içindir ki, mukabil bir şey vermediğim maddî ve manevî hediyeler bana dokunuyor ve kabul edemiyorum.
Hamisen: Madem hususî vazife-i Nuriyem kardeşlerime havale edilmiş, benim şahsıma karşı ne kadar belâ gelse ehemmiyeti yok, merak etmeyiniz. Bilâkis hizmet-i imaniye itibarıyla memnun oluyorum. Çünki gizli düşman münafıklar, yalnız beni ihanetlerle, iftiralarla düşürmeye, çürütmeye, söndürmeye gaddarane çalışmaları; şahsımdan pek çok ziyade çalışan kardeşlerime ilişmemeye şükür ediyorum.Bir vesile olduğu için Cenab-ı Hakk’a şükür ediyorum.
Elbaki Hüvelbaki
Kardeşiniz
SAİD-İ NURSİ(163)
Yükleniyor...