1- Fıkhî mes’eleler
2- İtikadî mes’eleler
3- Gıybet ve kazf-ı muhsanattan zecr..
Fıkhî ve Dinî Mes’elerden:
Keffaret Meselesi
Aziz, Sıddık, müdakkik kardeşim Re’fet Bey!
Sorduğun suale en kolay ve ruhsatlı cevab senin cevabındır. Mülteka şerhi Damad’ın ve Merakayilfelah ikisi demişler: ıki Ramazan için bir keffaret kâfidir. Müteaddit vak’alara bir keffaret kifayet eder. Çünki tedahül vardır.. Ve demişler.
Hakikat nokta-i nazarında bu meselede azimet var, ruhsat var. Azimet hali: Kuvveti müsaid ise, her Ramazan için ayrı bir keffaret var. Fakat ruhsat ciheti; tedahül sırrına binaen, müteaddit Ramazan için bir keffaret farz, ayrı ayrı keffaret müstehab derecesinde kalır. Bu keffarette manay-ı ukubetle manay-ı ibadet ikisi dahil, münderiç olduğu için; hem kerhen icbar edilmiyecek, hem tedahül eder.
Aziz Kardeşim, Fıkh-ül Ekber olan esasat-ı imaniye ile meşgul olduğumuz için, nakle ve ehl-i içtihadın medarikine ve meahizine bakan dekaik-ı mesail-i fer’iyeye zihnim şimdilik ciddî müteveccih olamıyor. Zaten yanımda da kitaplar olmadığı gibi, vaktim de yoktur ki müracaat edeyim. Hem Ulema-yı İslâm o kadar tedkikat-ı saibe yapmışlar ki; füruata dair tedkikat-ı amikaya ihtiyaçları kalmamış. Eğer hakiki ihtiyaç hissetseydim, böyle füruata dair müçtehidinin derin me’hazlerine gidip, bazı beyanatta bulunacaktım. Belki de daha o nevi hakaika meşguliyet zamanları gelmemiş...”
{Barla Lahikası, s: 351.}
Yükleniyor...