aradılar, taradılar. Hatta o kadar ki, saatin kapaklarını bile açıp baktılar. Mehmed Feyzî’yi, kardeşim Bahri’yi ve beni karakola götürüp çok sıkıştırdılar. “Siz gizli cemiyet kuruyorsunuz... Kimlerle haberleşiyorsunuz?” diye boş ve manasız sorular sordular.. Ve bizi ayrı ayrı odalara tıktılar.

Mehmed Feyzi Efendi: “Müdür Bey, Risale-i Nur’un hakkikatları dünyaya değil, ahirete bakar. ısterseniz size biraz okuyayım” diyerek Kur’ân hakikatlerinden okumaya başlamış. Müdür biraz dinledikten sonra, hiddetle: “Siz beni de zehirleyeceksiniz” diyerek dinlemek istememişti.

Sonra evlerimizdeki aramalarda, benim sandıkta biraz paralarım vardı. Bu paralar üzerinde çok durdular. Bizi bu yüzden sıkıştırdılar. Vali Avni Doğan bizzat: “Bu paraları nereden buldun? Bunlar gizli teşkilâtın paralarıdır” diyordu.

Memleketimden geldiğim zaman bu kadar param vardı. Ben on-onbeş nüfusa bakarım. Bu kadar nüfusun elbette ikibin lira parası olur dedim. “Benim maddi durumumu isterseniz Ahlat kaymakamlığından sorun” dedim.

Bizi mahcup edecek hiç bir suç aleti ve suçluluk delili bulamayınca, devamlı bu iki bin lira üzerinde durdular.

Vali Avni Doğan, Bu hadiseden önce de Üstâd’la çok uğraşırdı. Sık sık evine baskınlar düzenlerdi. Bir defasında yine tevhide dair bir risaleyi alıp gitti. Onun bir süretini bir daha alamadık”

{Avni Doğan’ın alıp götürdügü tevhide dair Risale meselesi Mehmet Fevzi Efendi de anlatmaktadır. Fakat bu Risale hangi risaledir? Üstâd bu mühim hediseden hiç behsetmemiştir. Sureti hiç kalmayan bir risale midir? Yoksa müsveddeleri Üstâd’da mevcut Risale-i Nur’dan bir risale midir; bilinmemektedir. A.B.}



{ Son şahitler-1, s: 104-108.}



Merhum Çaycı Emin Ağabey’in hatıratında geçen baskın hadiseleri, son Denizli hadisesi münasebetiyle yapılan umumî aramalar ve baskınlardan çok öncedir. Çünki Vali Avni Doğan 1936’dan 1941’e kadar Kastamonu Valiliği yapmış, Ondan sonra, vali Mithat Altıok yerine gelmişti. Vali Mithat, Avni Doğan’a nisbeten biraz insaniyetli ve Üstâd Hazretlerini 1907’lerden beri tanıyan ve bilen bir kişiydi. Vali Mithat zamanında bir tek defa Üstâd Valiliğe çağrılmasından başka

{Emirdağ-1, s: 168.}



herhangi bir zulumlü tecavüzleri -En son Denizli hadisesi münasebetiyle mecburiyet tahtında yapılan baskınlar hariç- Vaki’ olmamıştır.

N. Şahiner, her ne kadar Vali Mithat Altıok’la ilgili, Kastamonu’lu Niyazi Karatay’ın anlattığı, Münib Efendininde çokça medar-ı bahsettiği hadiseyi, ki “Üstâdı Vilayet’e çağırmış, Üstâd ise hiddet ve şiddetle ona bağırmış, Vali titremeye başlamış vesair... yazmışsa da; Bunu hususiyle Mehmed

Yükleniyor...