5- Emirdağ-1. Sh. 55-56’da “... Ezcümle: “Hazret-i Hasan Radıyallahü Anhunun altı aylık hilâfetiyle beraber Risale-i Nûr’un “Cevşen-ül Kebir”den ve “Celcelutiye”den aldığı bir kuvvet ve feyizle, vazife-i hilafetin en ehemmiyetlisi olan neşr-i hakâik-ı îmâniye noktasından Hazret-i Hasan Radiyallahü Anhunun kısacık müddetini uzun bir zamana çevirerek tam beşinci halife nazariyle bakabiliriz. Çünki adalet-i hakikiye ile bu asırda insanları mes’ud edebilir bir istidatta bulunan Risale-i Nûr’dur ve onun şahs-ı manevisi, Hazret-i Hasan Radiyallahû Anhu’nun bir muavini, bir mütemmimi, bir manevî veledi hükmündedir : “
6- Emirdağ -1, Sh 71’de “...Hatta ben fakir ve muhtaç olduğum ve zâhid ve sofi ve riyazetçi olmadığım ve büyük bir şeref ve haysiyet ve hanedanlık şan ve şerefinden hissedar olmadığım halde..: “
Ve daha bu maddeler gibi Risale-i Nûrlarda, Üstâd Hazretleri’nin kendisinin maddî, belli bir silsileye bağlı ve asaletli bir hanedanlığı, bir siyâdetinin olmadığını gösteren beyânları daha vardır. Fakat bunlar, maksadı anlatmak için yeterlidir. .
şimdi Nûr talebelerinin Üstâd Bediüzzaman hakkındaki kanaatlerini gösteren yazılı birkaç maddeyi kaydedelim:
1- “Denizli kahramanı” diye Üstâd’ın iltifatına mazhar olmuş ve Risale-i Nûr’un şanı hakkında yazdığı medhiye ve şiirlerine “şehname” diye Üstâd’ın takdirine nail olmuş âşık ve velî, aynı zamanda ehl-i tahkik insan merhûm şehid Hasan Feyzi Efendi bir medhiyesinde şöyle der:
Yükleniyor...