İşte ey emanet-i kübrayı hamil olan insan! Ferşten arşa kadar bütün eşyayı ihata eden bir kanuna nasıl itaat etmezsin.. Ve şems ve kameri teshir eden, yıldız ve zerreyi beraber istihdam eden bir düstura karşı nasıl isyana cesaret edersin? Aklını başına al!..
اِعْلَمْ
Bil ey kardeş! Tarik-i tevhid ile ilhad yolu arasındaki fark, Cennet ve Cehennem’in mabeyni kadardır. Belki vâcib ile muhalin arası gibidir. Eğer bu iki yolun arasını müvazene etmek istiyorsan; bak tevhid yolu, gayr-ı mahdud olan kesîri, bir vâhide isnad eder. Bu isnad ile, külfet ve masraf o derece hafifleşir ki, güneşlerle zerreler, az ile gayr-ı mütenahî olan çok, kudretine nisbeten müsavi olan bir Zat-ı Zülcelal’in kudretine isnad edilir ki, eşya onun destgâh-ı künfeyekûnunda anında icad edilir.
Ve keza tevhid yolu, her bir şeyde Saniine bakan cihetlerden pek çok mühim gayeleri izhar eder. O gayelerden ezcümle birisi: Herşey kendi Hâlıkının esmasını izhar etmesidir. Âdeta herşey esma-i Sübhaniyenin rumûzlarını cami’ olan birer kelime gibi olup ona delâlet ederler.
Yükleniyor...