Sonra, Cenab-ı Celil-i Zülcemal, kâinat mezahirinde ve mevcudat-ı seyyalenin aynalarında kibriya ve kemalini, cemal ve celalini izhar etmesine mukabil, mahviyet içinde bir hayret ve hayret içinde bir muhabbet ve muhabbet içinde secdelerle mukabele ettiler.

Sonra, Cenab-ı Mün’im-i Kerim, rahmetinin genişliğini ve servetinin çokluğunu irae etmesine karşı, fakr u ihtiyaç ile sual ve dua ile mukabelede bulundular.

Sonra, Cenab-ı Alim-i Hakîm, letaif-i san’atını teşhir etmek istemesine mukabil, takdir ve istihsan ile; ve müşahede içinde şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.

Sonra, Cenab-ı Rabb-ül Âlemîn, kâinatın aktarında saltanat-ı rububiyetini ilan etmesine mukabil; za’f içindeki aczlerini, fâkat içindeki fakrlarını ilandan ibaret olan tevhid, itaat ve ubudiyetle mukabele ettiler.

İşte, böylece bu dâr-ı imtihandaki vazife-i hayatlarını eda ederek ahsen-i takvim içinde bütün mahlukattan üstün sahib-i emanet-i kübra olarak yümn-ü iman ile emanette emin bir halife-i arz oldular.

Ve daha sonra onların Rabb-i Zü-l İkramları da onları; ebedî saadet içinde yaşamâları için, Dâr-üs Selâm’a davet ederek, onlara öyle ikram etti ve eder ki; ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de kalb-i beşere hutur etmiştir.

Amma ikinci güruh olan füccar ve eşrar ise; sâbıkan geçtiği gibi, küfr-ü küfran ile bütün mevcudatın kıymetlerini iskat etmekle tahkir edip esma-i İlahiyenin cemi-i tecelliyatını reddederek gayr-ı mütenahî bir cinayet işlediler. Elbette nihayetsiz bir ikaba müstehak oldular ve olacaklardır.

Ey miskin Said! Âyâ zannediyor musun ki; senin vazife-i hayatın, yalnız terbiye-i medeniye ile güzelce muhafaza-i nefs etmekle, batn ve ferc gibi hevesatın hizmetine münhasırdır? Veyahut zannediyor musun ki, senin makine-i hayatında dercedilen şu havas ve hissiyat ve bu cevarih ve cihazat ve aza ve âlât ve letaif ve maneviyatın, şu fani dünya hayatında denî nefsin hevesatı yolunda istimaline münhasırdır, kellâ! Belki senin fıtratında şunların dercedilmesinin hikmeti ise, Cenab-ı Mün’im-i Kerim’in bütün enva-i nimetini sana ihsas ettirmek ve esma-i İlahiyesinin aksam-ı tecelliyatının mu’zamını sana tattırmak içindir. Ve o âlât ve


 /  
742
Yükleniyor...