Evet, yeryüzünde tefriş edilmiş olan şu ziyafet-i amme, beşerin sırr-ı hilafeti sebebiyle ve keramete liyakatını istihsal etmek şartıyla ona bir ikramdır. Yoksa yalnız onun menfaati veya sadece istifadesi için değildir.
اِعْلَمْ
Ey kardeş, bil ki; eğer şeytan-ı müvesvis, (vesvese suretinde) sana dese ki: Sen nesin, sen ancak hadsiz hayvanattan bir hayvansın. Karınca da bir kardeşin, arı da bir kızkardeşindir. Öyle ise sen nerede? Ve
يَوْمَ نَطْوِي السَّمَاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ
وَالْاَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَالسَّمٰوَاةُ مَطْوِيَّاةٌ بِيَمِينِهِ
hükmünün sahibi olan bir Zat-ı Zülcelal nerede?
O zaman sen ona de ki: Benim nihayetsiz aczim ve fakrım ve zilletim ve benim bunları kendimde izan ile hissedip bilmekliğim; Zat-ı Zülcelal’in sonsuz kudretini, gınasını ve izzetini gösteren bir ayine hükmünü alır.Ve işte bu sırdır ki; beni, kardaşlarım olan sair hayvanatın mertebesinden yükselttirip terakki ettiriyor. Hem de o Zat-ı Zülcelal’in kemal-i azamet ve ihata-i kudretinin levazımı da odur ki; benim dua ve niyazlarımı işitsin ve hacetlerimi görsün; Ve hem semavat ve arzın tedbirini görmesi, benim hakîr işlerimin tedbirini görmekten onu meşgul etmesin.
Amma insan-ı mümkinin, (rütbeten) büyüklüğünün derecesine göre cüz’î ve hasis işlerle iştigalden uzak kalmaklığı ise, onun büyüklüğünden değildir. Belki âcizliğinden ve noksaniyetinden ve zaifliğinden neş’et ediyor.
Yükleniyor...