Amma

عَرَضَهُمْ

deki

همْ

ün mânâsı ise, erkek akıllılara dalalet etmektedir ki,

عَرَضَ

lafzının remzeylediği gibi; “Tağlibeyn”

{ Tağlibey’in Lugat manası: İki galibiyet kazandırma ise de, ıstılahî manası, iki ma’lum şeyden birisini öbürüne tercihan almak ve her ikisine müşakelet ve birbirine benzetmekten ihtiraz için, Tağlibi ıtlak eylemektir. (Ta’rifat-ı Seyyid Şerif s: 43) –Mütercim–}

nin, iki tağlib ve ya iki mecazın onda bulunmasıdır Yani: Molla Abdülmecidin tercümesine göre: [Müzekkerin müennese ve âkilin gayr-ı âkile tağlibiyle (galip getirilmesiyle) bu vaziyetin sair eşyaya da şamil olabileceğine îma etmektedir.] Zira

همْ

lafzının irsalli halinden, mânâsının mutlak ve serbest bırakılmasından; mevcûdat taifelerinin suretleri, âkıl erkek kabileleri olarak gözler önünde saf saf olup resm-i geçit gibi geçerek; ve yine dönüp temaşacılara geldiklerini tahayyül etmek mümkindir.

Amma

عَلَي الْمَلٰ ِكَةِ

deki

عَلَي

ise, imtihan muarazaları sırasında melaikelere ve Hz. Ademe arzedilmiş şeyler, levh-i mahfûz-u a’lada irtisam eden suretler olduğuna da îmadır.

تَمَّتْ بِوَفَءٍ موء لِّف

(TEMMET BİVEFAİN –MÜLELLİF–)

Yani: Kitab muhtasaran sona erdi.

–Müellif–


 /  
505
Yükleniyor...