عَلَّمَ
lafzı, mu’cizenin –felsefecilerin hilafına olarak– bila-vasıta Allahın fiili olduğuna îma etmektedir. (Çünki, Hz. Ademin bütün Melaikelere ve o demde var olup hazır bulunan “Cinn” gibi sair mahluklara da üstünlüğünü sağlayan “ta’lim-i esma” onun bir mu’cizesidir. Mu’ cize ise Allah’ın fiilidir.) Zira, felsefeciler haktan saparak diyorlar ki: Mu’cize, harika olan ruhların işidir.
Ve
آدَمَ
diye ta’bir etmesi; Halifeliğini Allah’ın irade eylemiş olduğu ve “Adem” ismiyle isimlendirdiği Arzlı şahıs demektir. Binaenaleyh,
صفزحطزۚز شتضتصفıيتر خصهزقخمقزش خم زكخفلق طزضصز لطظ خم شتضفıكşتصطıذهته زطزكخفر ş خم شخضكصخجüه زطزفحتش طلطظ ستحطıقتضصظ şزضخصهخ رزفقتك خصز ضزصز زضخحب سخح عَلَّمَ آدَمَ
Ve
ضخذ صفزحزفخصكزşخۚ كتذلص ıفتصشıحطتصصلش خم زفخصشüكşüص ث تحطıفتصتفت زحطخش طıفتصطتقطز ستح تو صفıحıقتضطتصتۛضتح خم ıقتضصıفıحطتصطتşزط سزقخضصزفزحطخصكخضتصت طıطتهşخ سشتفتصظ şıضطıصت طتحطıۛتطهتش طزفخصضزقز خم طزفخصكخهزقتر سطıفتصكتدıق هخقز الْاَسْمَاءَ
الْاَسْمَاءَ
lafzında,
عَرَضَهُمْ
ün delili ile; arzedilmiş olan isimler, Ehl-i Sünnetin görüşüne göre; müsemmanın kendisi olduğuna (Yani: isimlenen eşyanın kendisi) olduğuna îma vardır.
Amma
كُلَّهَا
ise, Hz. Ademin (a.s.) Melaike ye karşı tereccühünün, üstünlük kazanarak seçkinliğinin menşei ve melaikeyi aciz bırakmasının medarı ise; esmayı eksiksizce tamamını, küllünü bilmiş olmasıdır.
Amma
ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَي الْمَلٰ ِكَةِفَقَالَ اَنْبِ\ُونيِبِاَسْمَاءِ هٰوÎلَاءِ اِنْ كُنْتُمْ
زشتحطışتث زقخصضüج صَادِقِينَ
ثُمَّ
tarahî sırrıyla, yani mânâyı sarkıtma ve ve serbest bırakması ile ve makamın da iktizasıyla:
Yükleniyor...