Nazm ve irtibatları
Evet, bu ayetin (ayetlerin) cümleleri yekdiğeriyle olan nazm ve dizilişi, son sadece fıtrî olup selasetlidir. İşte o üç vecihlerden Birincisi: Bu ayet, (üç ayet) evvel ki ayette
اِنِّي اَعْلَمُ مَالَا تَعْلَمُونَ
nin tazammun eylediği ma’nalarının tahkiki ve bu ayet cümlesinin icmal edilmişliğinin o ayette bir tafsili ve ibham edilmişliğinin bir tefsir olmasıdır.
�kincisi: Allah ın dünyasında, onun halifeliğinin ahkamını icra etmek ve kanunlarını tatbik eylemek, tam bir ilme ve mükemmel bilgiye bağlıdır.
�çüncüsü: Önceki ayette gelen kelamın akış üslubu şu gelen cümlenin içine uzamaktadır:
فَخَلَقَهُ وَسَوَّاهُ وَنَفَخَ ف۪يهِ مِنْ رُوحِهِ وَرَبَّاهُ ،
ثمَّ عَلَّمَ الْاَسْمَءَ وَاَعَدَّه لِلْخِلاٰفَةِ
mânâsı: Cenab-ı Hak Teala Hazret-i Ademi halk eyleyip; duygular, havasslar ve hissiyatlarla donatıp insan olarak şekillendirdi. Sonra ona ruhundan (Yani: emir ve iradesinin kanunundan bir ruh) nefh eyledi. Ve bu tertip üzere, Ademi terbiye edip yetiştirdikten sonra, esmayı ona ta’lim eyledi. Sonra, vaktaki Cenab-ı Allah rüchaniyet meselesinde ve hilafete istihkak işinde, Melaikelerin üstünde Hz. Ademi ihtiyar eyleyip seçip, ilm-i esma ile mümtaz kılıp ayırdetmeyi irade eyledikten sonra; bu defa tehaddî imtihanı muaraza makamının iktizasıyla hem melaikeye, hem de Hz. Ademe (a.s) eşyayı arz ettikten sonra, her iki taraftan imtihan muarazası taleb edildi. Sonra, Melaikeler vaktaki, kendilerinde acz hissettiler.. Ve neticede, bu meseledeki Allahın hikmetini ikrar ve tasdik eyleyerek mutmain oldular. Bunun için Cenab-ı Allah:
ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَي الْمَلٰ ِكَةِ فَقَالَ اَنْبِ\ُونيِبِاَسْمَاءِ هٰوÎلَاءِ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ
Yükleniyor...