yani: “semayı nevilere ayırdıktan ve çeşitli teşkilatlara mazhar ettikten ve tanzimatını icra için tedbir emrini aralarına vaz’ eyledikten sonra, tesviye eylemiştir” mânâsını da ifade edebilir.

Amma

سَوَّي

kelimesinin ma’nası ise; “Semavatı muntazaman halk eyleyip, herbirisini birbirlerine müsavîce tesviye eyledi.

Amma

هُنَّ

ise, semavatın maddeleri birkaç nevi’ olduğuna îma eder.

سَبْعَ

ise, kesreti tazammun edip ifade etmekle beraber, Allah’ın yedi sıfatıyla (sıfat-ı seb’a) olan münasebetine; ve dünyanın teşekkülatındaki yedi devir

{ Şu yedi devir meselesi, 28. Mektûbun Altıncı Meselesinin İkinci Nüktesi olan parçada bir derece izahlıdır, müracaat oluna. −Mütercim−}

ve zamanlarlada münasebettar olduğuna işaret eylemektedir.

Ve

سَمٰوَاتٍ

ise, “o semavat ki; çok parlak ve bir çoğunun adları bilinmeyen çok kesretli nuranî azim kevkeb çiçeklerinin bağçesi ve seyyare balıklarının denizi ve hadsiz yıldızların tohum ve danelerinin ekildiği tarlası...” demektir.

---------------(((---------------

Amma

وَهُوَ بِكُلِ شَيْءٍ عَلِيمٌ

cümlesine gelince; bilki: Cümlenin başında gelen ve bir münasebeti gözleyen ve iktiza eyleyen “vav-ı âtıf” ise, şöyle işaret variyor ki: “O Allah-ı Zülcelal her şeye kadîrdir. Öyle ise şu azim ecramın Halıkı ancak odur.O halde o, herşeyi bilendir. Öyleyse o, semavatta ve yıldızlarında ittikan-ı sanat ile tasarruf eyleyen ve iş gören bir Nazzamdır, çok iyi bir tanzimcidir.

 /  
505
Yükleniyor...