eşincisi: Hads ve istikra’ ile sabit olmuştur ki; bir maddede teşkil (şekillendirme) ve tanzim ve tesviye başladığı zaman, ondan birbirine muhalif tabaklar doğar. Mesela: Kül’ün, kömür’ün ve elmas’ın ondan tevellüd eylediği maden gibi...Ve mesela, ateşde teşkilat düşse; alev, kor ve duhanın birbirinden çıkıp ayrılması gibi... Veya, müvellidül-ma müvellidül-humuûza ile (oksijen, hidrojenle) mecz edildiğinde, ondan su, buz ve buharın teşekkül eylemesi gibi…
ltıncısı: Buraya kadar zikredilmiş bütün bu emareler, semavatın taaddüdüne (birkaç olduğuna) katiyyen delalet etmektedirler. Şari-i sadık dahi “semavat yedidir” diye ferman eyler. O halde elbetteki yedidir. Hem yedi, yetmiş, yedüyüz gibi tabirler, Arab üslubunda kesreti ifadede kullanılır.
(Güzel bir teşrihdir –Müellif–)
Velhasıl: Sani-i Hakîm (C.C.) esir maddesinden yedi semavatı halkeyliyerek, acib ve dakik bir nizam ile onu tesviye ve tanzim eylemiş... yıldızları da onda zer’eyleyip ekmiştir... Ve tabakaları arasında da muhalefet ve değişiklikler bırakmıştır.
Ey aziz, bilesin ki: Sen Kur’an-ı Hakîmin hitablarının ve maânîlerinin genişliğinde ve bütün insan tabakalarının –en âmî avamdan, ehass-ı havassa kadar– hepisinin anlayışlarına göre müraat eylemesindeki üslubunda tefekkür eylediğin zaman; acib bir emri, bir şeyi görürsün mesela: İnsanlardan bazıları (1)
سَبْعَ سَمٰوَاتٍ
nı, hava nesîminin tabakaları olarak fehmeder. Bazılarıda (2) bu tabirden: arzımızı kuşatan ve dünyamızın arkadaşları ve içlerinde zihayatların yaşayabileceği sair küreleride ihata eyliyen hava-i nesîminin kürelerini fehmeder.. Ve
Yükleniyor...