�ÇÜNCÜ MESELE:

سَبْعَ

hakkındadır.

Ey aziz bilmiş ol ki: Eski hikmet (felsefe ve feylesoflar) semavatın dokuz olduğuna kaildir. Onun ehli, bunu acib bir surette tasavvur ve tasvir eylemişlerdir. Hem o hikmetin şu nazariyesi asırlarca nev-i beşerin zihnini istila etmişti. Hatta bir çok müfessirler âyatın zevahirini onların mezhebine imale ettirmeye muztar kalmışlardır. Fakat yeni hikmet ise; yıldızların feza içinde ve boşlukta muallak (asılı) olduklarına kail olup, adeta semavatın vücûdunu inkar ediyorlar gibidirler. Bu iki hikmetten evvelkisi ifrat, diğeri ise tefrit etmiştir.

Amma Şeriat-ı Garra-i İslâmiyye ise, hükmetmiş ve etmektedir ki: Sani-i Hakim (Celle Celalühû) semavatı (bir deniz gibi) halk eyliyerek, yıldızları onun içinde balıklar gibi yüzer kılmıştır. Hadis dahi delalet ediyor ki; “Semavat mevc-i mekfuftur.”

{ Hadisinin mehazları için bak: Müsned-i Ahmed 2/370, Tirmizi rakam: 3298 ve daha bir çok kaynaklar için: R.N.K. –A. Badıllı– 2. baskı, s: 331, sıra no:137n–Mütercim–}

Yani, deniz gibi dalgalandıktan sonra karardade olup, köpük bağlamış vaziyettedir. İşte bu hak ve sadık mezhebin tahkiki, gelen altı mukaddemelerin içerisindedir.

Alî ve Hak ve müskit bir tahkikdir.

{12. Lem’anın Birinci Makamında, şu seb’a semavat bahsi daha çok tafsilli ve şerhli olarak yazılıdır. –Mütercim–}

–Müellif–

irincisi: Fence ve hikmetce sabit olmuştur ki; şu geniş fezay-ı alem “esir” ile doludur.

�kincisi: Ecram-ı ulviyye kanunlarının rabıtası ve ziya ve hararet gibi kuvvetlerinin nâşiri ve nâkili (taşıycısı) olan bir madde, feza içinde mevcud olup, her yeri doldurmuşdur.

�çüncüsü: Esir maddesi –sair maddeler gibi– esir kalmakla beraber, muhtelif teşekkülleri ve ayrı ayrı ve değişik çeşitleri vardır. Mesela: Suyun teşekkülatı, yani teşkilata başladığı vakit buhar, su ve buz gibi kısımlara ayrılması gibi...

 /  
505
Yükleniyor...