u meselenin ikinci bir cevabı:
Bilki: Kur’an-ı Hakîmin bu gibi mevzu’ ve meseleleri dile getirmesinden maksadı; hilkat ve yaradılışın tarihçesi dersini vermek değildir. belki o Kur’an, nazil olmuş; taki Sani-i Hakimin marifetini ders versin!.. Bununla beraber bu mânâda iki makam vardır.
irinci makam: Bu mesele; ni’met’in, lütfun ve merhametin ve delilin zuhûr keyfiyetinin beyanı makamında ele alındığında; dünyanın evvel halk edilmiş olduğunu.. amma
�kinci makam: Ki, azamet, izzet ve kudretin delilleri noktasında ele alındığında ise, semavatın evvel yaratıldığını gösteriyor.
Sonra
ثُمَّ
kelimesi, terahî-i zatî için (yani: irsal eyleme, serbest bırakma.. Ve sonra yukarıdan aşağıya sarkma) olabildiği gibi; bazen de, merdivenin basamakları gibi tertible tefekkürlerin mertebeleride olabiliyor. O halde
ثُمَّ اسْتَوَي
nın bir ma’nâsı: “biliniz.. Ve tefekkür ediniz.. ve düşününüz ki; O, yani Zat-i Hak Tealâ, Arş-ı rûbûbiyetinde istiva eyliyerek tasarruf eylemektedir.
Yükleniyor...