cihetidir denilmez diye bir şey yoktur. (Zira beşer istifadeyi şuûren idrak ediyor.)

ltıncı Nokta: üst kısımlarda tenbihi yapıldığı üzere; insan her ne kadar cismen küçük bir şey de olsa, mahiyeti itibariyle (yani ruh cevheri itibarıyla) büyüktür. Öyle ise, onun cüz’îce olan faidelenmesi küllîdir. O halde, hilkatte, ya da yaradılışın ille-i gaiyyesi insana atfedilmesinde abesiyet yoktur denilir.

İKİNCİ MESELE:

ثُمَّ

hakkındadır.

Bilmiş ol ki: bu ayet, yani

خَلَقَ لَكُمْ مَا فِيالْاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ اسْتَوَي

اِلَي السَّمَاءِ

Ayetindeki

سثُمَّ

dünyanın yaradılışı göklerden evvel olduğuna delalet ediyor. Lâkin

وَ الْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحَيهَا

(Naziat/30) ayeti ise göklerin arzdan önce halkedildiğine delalet etmektedir. Amma

كَانَتَا رَتْقًا فَفَتَقْنَاهُمَا

Enbiya/30) ayeti de, yerin ve göklerin beraber ve birlikte halk edilmiş olduklarına, sonrada birleşik oldukları bir maddeden inşikak edip ayrıldıklarına delalet ediyor.

Hem şunuda bilmiş olki: Şer’in nakliyatı,

{ Me’hazlar için bak: Risale-i Nur’un Kudsî Kaynakları –Badıllı– 2. Baskı sh: 434, sıra no: 141 −Mütercim−}

yani İslâm Şeriatı ilminde gelen rivayetler şöyle delalet ediyor, diyorlar ki: Cenab-ı Hak Teala kâinat ve mevcudatı halk ederken, evvela bir cevhereyi, yani maddeyi ve onun çekirdekiğini halk eylemiş... Sonra o cevhereye tecellî etmiş... Bu tecellî ile, o cevhere veya madde eriyerek yayılmış... Sonra ondan bir kısmını buhar, bir kısmınıda mayi’ kılmıştır. Sonra, yine bir tecelli-i İlahî ile o mayi’ olan kısım, kesafet peyda ederek köpük haline gelmiştir. Sonra o köpükten dünyayı, ya da yedi arz kürelerini halk

 /  
505
Yükleniyor...