Eğer bu mevzu’da daha başka deliller istiyorsan; umumundan sarf-ı nazar, sadece şu gelen misale bak! İşte: vasıtasız gözle görülmiyen mikroskopik bir hayvanın küçücük sûreti, İlahî, dakik ve bedi’ bir makineyi müştemil bulunmaktadır.
İşte zatında ve sıfatında mümkin olan o mahluk, hakikî bir illet olmaksızın kendi başına elbette var olmuş değildir. Zira hem zatında, hem sıfat ve ahvalinde imkanlıdır. Mümkinlik hadisesi ise, terazinin iki kefesi gibi mütesaviy-üt tarafeyndir. Yani; ademi ve vucüdu itibarıyla her iki tarafı aynı seviyede eşittir. Şayet o mahluk kendi kendine illetsiz, mûcidsiz bir tereccühü bulmuş, vucuda çıkmışsa; o takdirde bu farazî iş ancak ademin cevfinde olabilir. Yani vucud sahasında öyle olması imkansızdır. Olsa olsa, ademistan diyarında farazî bir hayal olabilir. İş bu halde bütün ukalanın ittifakıyla; o canlı makinenin vucuda gelebilmesi için, mutlaka ve hiçbir çaresi yok, tercih edici bir illeti olması zarurîdir. O müreccih illet ise, katiyen muhaldırki, tabiî sebeblerden olmuş olsun. Zira o makine-i dakika içinde bulunan ince nizam, nihayet bir ilmi ve son derece kemalde bulunan bir şuûru iktiza eylerki; kendilerini onunla aldattıkları tabiî sebebleri içinde öylesi bir ilim ve şuurun varlığını tasavvur etmek her halde ve elbette imkansızdır, hem de muhalatın en çıkılmaz kısmıdır. Bunula beraber; “Esbab-ı Tabiiyeye” dedikleri şey; basit, kalil ve câmid bir nesne olup, herhangi bir mecraları taayyün etmiş değil.. hareket yönleri ve yollarıda hududlandırılıp tayin edilmiş değildir. Hal böyle olduğu halde binler imkanât yolları içinde mütereddid olarak, o imkanat yollarından her hangi birisinin önceliği evleviyeti de yoktur. O halde o şaşkın sebeb, nasıl ve nerede muayyen bir kanalda hareket
Yükleniyor...