Amma Berk ve Raada
صَيِّبٍ
nin zarfiyeti yani ayet Raad ve Berki
صَيِّبٍ
nin içinde göstermesi (halbüki bunlara zarf olan buluttur.)nin himeti ise dehşete kapılmış şahsın ve onun dehşetiyle methûş samiin “sayyibi”in kendisini ihata eylediği gibi, sair şeyide kaplamış olduğunu gördüğü ve ya öyle sandığı içindir.
Amma
ظُلُمَاتٌ
nü cem’ sigasıyla verdiği halde Raad ve Berki müfred olarak zikretmesinde şöyle bir işaret vardır ki; dehşetin menşei ve kaynağı müsibete düçar olmuş şahsın kendi tahayyülüdür. Yani: o musibet-zede şahıs, semanın raadı konuşturarak çıkardığı konuşmasını ve zahirî korkunç tehdidini ve şimşeğin parıldaması neticesinde karanlık perdesinin keşfi ile aydınlatmasını dehşet olarak tahayyül etmesidir. Oysaki, bu ikisi yani Raad ve Berk masdarı birer mânâ olup kelam ve yed-i beyza değillerdir. Yani kendi zatlarında müstakil ve hür olup bu sada ve büyük gürültü kendilerinin değildir. Belki gafil olan kimseleri ikaz etmek için birer mâna kaynağıdırlar.) Hem dahi Berk ve Raadın her birisinin fertleri çoğalmış olsalarda nev’i olarak birer vâhiddirler. Onun için Raad ve Berk’i müfred olarak vermiş olması aynı isabettir.
Yükleniyor...