Derim: Sa'y, asl u esastır. Servet-i insaniye zalimlerde toplanmaz, saklanmaz ellerinde.

Buna dair şahidim:

لَيْسَ لِ‌ْلاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى

وَالَّذ۪ينَ يَكْنِزُونَ الذَّهَبَ وَالْفِضَّةَ وَلَا ُنْفِقُونَهَا ف۪ى سَب۪يلِ اللّٰهِ فَبَشِّرْهُمْ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ

(Yüz mâşâallah bu cevaba )


* * *


Câzibe-i Umumiden Ziyade, Küremizi Muhafaza Eden Câzibe-i Manevî-i Kur'ân'dır.

Arzımızı senevî, yevmî dairesinde, şu hayt-ı semavîdir, tutmuş da dönderiyor. Küreye ağır basmış, hem dahi ona binmiş, bırakmıyor isyanı.

Şeriat arştan indi, beşerden de çıkardı, nuranî bir ibadet. İbadetten beş namaz, başlarında ezanlar, namaz ile ezanı.

Dane dane olmuştur, birbirine muttasıl, hem âlem-i gayb ile, hem de Arş-ı âzamla, insan ile zemini, bağlatmış da tutturmuş, o beş hayt-ı nuranî.

Başı evkat-ı hamse, nihayeti arş ve gayb. Aynı zamanda olmuş, rabıta-yı ittisal. Şehâdeti gayb ile, zemin ile insanı, insanla âsumanı.

Bu beşler bu küreye, beş kemer hem tek kemer, hem ayrı hem muttasıl, hem kemerde... hem gömlek; iki kutbu iki el, üryan yoktur sükkânı.

Bir ân-ı vahidde, beşi birdir beraber, ziya-yı şemse benzer. Hem de ayrı ayrılar, kavs-ı kuzeh misali, o nuranî elvânı.

Bir nokta-ı vahidede, hem arş ile bağlanır, hem küreyi bağlıyor. Hayat verir dönderir. Ger gömleği yırtılsa, küre-i sergerdanî,

Veya ipi bir kopsa, seyreyle günbürtüyü; zulmet soğuğu basar, o da incimad eder, o vakit mevti geliyor, kıyameti kopuyor, dehhaş zelzele-i cihanî.