taaddüdü hak olur, hak da taaddüd eder. Hacât ve ağdiyenin tenevvüü hak olur, hak da tenevvü eder.
İstidad, terbiyeler, tekessürü hak olur. Hak da tekessür eder. Bir madde-i vâhide, hem zehir ve hem panzehir.
İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb. Mükellefîn mizaclar
Ona bir hisse verip, ona göre ederek tahakkuk ve terekküb. Her mezhebin sahibi mühmel mutlak hükmeder.
Mezhebinin hududu tayinini bırakır temayül-ü mizaca; taassub-u mezhebî tamime sebeb olur.
Tamimin iltizamı sebeb olur niza'â. İslâmiyet'ten evvel tabakat-ı beşerde derin uçurumlar,
Hem tebaüd-ü âcibi; istedi bir vakitte taaddüd-ü enbiya, tenevvü-ü şerâyi', müteaddid mezhebler.
Beşerde bir inkılab İslâmiyet yaptırdı, beşer tekarüb etti, Şer' etti ittihad, vâhid oldu Peygamber.
Seviye bir olmadı; mezheb taaddüd etti. Terbiye-i vâhide kâfi geldiği zaman, ittihad eder mezhebler...
İcad ve Cem'-i Ezdadda Büyük Bir Hikmet Var. Kudret Elinde Şems ve Zerre Birdir
Ey birader-i kalb-hüşyar! Ezdadın cem'indendir tecellî-i iktidar; lezzet içinde elem, hayrın içinde şerri.
Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde darrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı bilir misin ki sırrı!.
Hakaik-i nisbiye, sübut takarrür etsin; birşeyde çok şey olsun, bulsun vücûd görünsün. Sür'at-i hareketle bir nokta bir hat olur;
çevirmenin sür'ati yapar bir lem'a-i nur, daire-i nuranî. Hakâik-i nisbiye vazifesi, dünyada taneler sünbül olur.
Yükleniyor...