itibaren Üstâd Bediüzzaman’la ve hakikatlı Nurlu davasıyla perdeler gerisinde ilgilenmeye başlamıştır. Bu tarihten önce kesinlikle ne Menderes’in ismi Üstâdça anılmış, ne de o Üstâd’ı tanımış ve ilgilenmiştir.

Merhum Menderes; Tahsin Tola gibi bazı meb’usların anlattıklarına ve yaptığı veya yapmak istediği bazı iyi icraatlarına nazaran; şahsen dine, din adamlarına hürmeti olan, Allah’ın Velî kullarının maneviyatlarına inanan bir insan imiş. şahsî kusurları, za’afiyetleri olmakla birlikte, milletine karşı şefkatli, hakikî demokrasiye taraftar, hamiyetkâr bir şahsiyet idi. Allah rahmet eylesin,âmin...

Evet,Menderes’in Üstâd Bediüzzaman’a karşı duyduğu alâkaları mezkûr hislerden başka bir şeyden değ’ildi. Üstâd’ı memnun etmek, manevî destek ve dualarını almak arzusunu taşımaktaydı. Onun için idi ki; zaman zaman hükûmet olarak sıkıntıya düştükleri zaman, Hazret-i Üstâd’a bazı meb’uslar vasıtasıyla selâm gönderir, dua taleb ettiğini bildirirdi. Nitekim bir defasında şöyle haber göndermişti: “Hoca Efendi’ye selâm ve hürmetlerimi söyleyin. Biraz daha sabretmesini istediğini ve zulümlerin yavaş yavaş ref’ edileceğini, her şeyin düzeleceğini” bildirmişti.

Lâkin maalesef merhum Menderes her dediğine veya arzu ettiğine muvaffak olamıyordu. Zulümlü evhamlar Üstâd’ın vefatına kadar bitmediği gibi, bir çok şeyler de düzelememiş, hatta kötüye gitmişti. Bu kabilden olarak DP’nin son yıllarında; ınönü’nün sırtını bazı ordu mensublarına dayayarak saldırıya geçmesine karşı çok ziyade za’afa düştüklerini, hatta CHP’yi memnun etmek veya ona hakk-ı sükût vermek için bir çok mühim mevzuları ihmal ettiklerini, hatta feda ettiklerini de müşahede ettik.

(11) Emirdağ- 2, s: 61.

(12) Emirdağ-2 Müntehap dosya sıra no: 43.

Ancak bütün bunlara rağmen, Hazret-i Üstâd Menderes’ten tamamen yüz çevirmiyor, yaptığı iyiliklerini unutmuyor ve hep alâkadar olduğunu izhar ediyordu. Hatta ben 1959 Kasımında askere giderken, Hazret-i Üstâda uğradığımda” bir gece orada kaldım. Sabah dersinden sonra, bir münasebetle buyurmuşlardı ki: “Kardeşlerim size hususî olarak söylüyorum, ben Adnan Menderes’le çok alâkadarım. Hasta olmasaydım, Ankara’ya yanına giderdim...

Nitekim Hazret-i Üstâd 1960’dan az evvelki seyahatlerinde bu niyet ve gayelerle Ankara’ya gitti, görüşmek istedi..ve DP’yi helâket uçurumunun başından çevirip kurtaracak bazı ikazlarda bulunmak istedi ise de; maalesef mümkün olmadı.

Evet; filhakika DP içinde mahdut bir kaç bakan ve meb’uslardan samimi dost olanları vardı. Bu dostlar vasıtasıyla, 1949 CHP iktidarında bakanlar kurulunun kararıyla bazı Nur mecmuaları hakkındaki müsadere ve toplatma kararını geçersiz saymışlar ve o Nur mecmualarını imhadan kurtarmışlardı.


 /  
2249
Yükleniyor...