Evvelâ: Ramazan-ı şerif’te(76) Üniversite’de ecnebî bir müsteşrik feylosof, konferansında Seb’a Semavat cümlesini inkâr tarzında, dinliyen sâfdil Müslüman gençleri şüpheye sevketmek ihtimaline binaen: Birinci Harb-i Umumi’nin başında Arabî İşarat-ül İ’caz tefsirinden ve yirmibeş sene evvel onikinci lem’ada “İkinci mesele-i mühimme” serlevhasıyla, o müsteşrikin inkârına karşı kuvvetli cevabını göstermek lâzım geldi. Ta çok ayat-ı Kur’âniyede bulunan o cümle hakkında, mektepli İslâm yavrularının kalblerine bir şüphe, bir vesvese gelmesin.
(76) Ramazan-ı şerif 1953 yılında Temmuz ayı içinde olduğu için, hadisenin 1953 senesinde cereyan ettiği kati olmuş oluyor. A.
Saniyen: Kur’ân-ı Hakim arz ve semavattan bahsi, Sani-i Zülcelâli sıfatıyla bildirmek için bahsediyor. Dolayısıyla ve mânâ-y-i harfiyle bakıyor. Kozmoğrafya, coğrafyayı ders vermiyor. San’at ve intizam, hikmet ve nizam ile Halıkı bildiriyor. mânây-i harfî ile o kitab-ı kebir-i kâinata bakıyor, okuyor. Ehl-i fen gibi mânây-i ismiyle, madde ve tabiat hesabıyla bakmıyor..
Salisen: Madem Kur’ân kâinattan bahsi istidlâl suretiyledir. Delil, zahir ve malûm olmak lâzım geldiğinden; örf ve adetçe malûm tabiratı isti’mal etmek, talim ve irşad iktiza ediyor. Onun için bazı zahir mânâsı, ehl-i fennin derin mes’elelerini bildirmiyor.
Rabian: Risale-i Nurda mu’cizat-ı Kur’âniye, Zülfikar Risalesinde, ehl-i fennin anlamadıkları için, bütün iliştikleri pek çok ayetlerin her birinin, aynı iliştikleri yerinde Risale-i Nur, birer i’caz lem’asını göstermiş. Medar-ı şüphe ve kusur zannettikleri noktalar, medar-ı i’caz yüksek hakikatlar olduğunu göstermiş. ısteyen bakabilir. Fakat münkirlerin şüphelerini zikretmeden cevab vermiş. Ta zaif kalblilerde bir iz, bir şüphe bırakmasın. Zaten Risale-i Nur’un mümtaz bir hasiyeti de şudur ki: Hiç şüpheleri, itirazları zikretmeden öyle bir tarzda cevab verir ki; o şüpheler kalbe gelmeye ihtimal kalmıyor. Başka münakaşa ve münazaralar gibi münkirlerin şüphelerini göstermeden mahvediyor.
Bu hakikatı görmek istiyenleri Risale-i Nura havale edip, yalnız nümune için bu Ramazan-ı şerifte o konferansı dinliyen bir kısım “imamHatip” talebelerinden ve Kur’ân hıfzı ile meşgul olan masum gençlerin kalbine vesvese, vehim gelmemek için, pek çok ayetlerdeki Seb’a Semavat cümlesini inkâr eden müsteşrik feylosofun inkârından kırkbeş sene evvel Risale-i Nur bu gelen cevabı vermiş:....”(77)
Bu mukaddemenin devamında Onikinci Lem’a’nın ikinci makamı olan “İkinci Mes’ele-i Mühimme” dercedilmiştir.
Yükleniyor...