Denizli Ağır Ceza mahkemesiyle Ankara Ağır Ceza Mahkemesi ve mahkeme-i temyizde müttefikan hem benim beraetime hem bütün kitaplarımın iadesine karar vermeleri; ve beş altı vilâyette yalnız tesettüre dair bir ayetin tefsiri bahanesiyle bir tek mahkeme hafifçe ceza vermek istedi. Kat’î ve kuvvetli cevabıma karşı mecburiyetle meseleyi kanaât-ı vicdaniyeye çevirdiler. Demek onlar da medar-ı mes’uliyet bulamadılar. Bu noktayı izah için Afyon Mahkeme Reisine gönderdiğim istid’ayı size de beray-i malûmat gönderiyorum.

Elhasıl: Aynı nakarat beş altı mahkemede tekrar edilmiş ve medar-ı mes’uliyet bulamamışlar. şimdi Samsun savcısı ve sorgusu yirmi sekiz seneki nakaratı aynen tekrar ediyor:

“şahsî nüfûz temin için propaganda yapıp, dini siyasete alet ediyor” diyor. Beş mahkemede dört yüz sahife kadar olan cerhedilmemiş müdafaatıma benim bedelime havale ediyorum. Beni konuşturmaktan ise, ona baksınlar.

SAİD-İ NURSİ(71)

(70) Üstâd’ın bir buçuk sene evvel hadisenin başlangıcına ve Emirdağ’da açılan aynı meseleden olan mahkemeye gidemediğinden söz etmekle; mes’ele başlangıç itibariyla 1951’deki hadisenin kendisidir. A.

(71) Emirdağ- 2, s: 146.


 /  
2249
Yükleniyor...