Fakat bakın, şu asil ve necib ihtiyar Müslüman ne kadar sâkin ve ne kadar rahattır. Zira kesrette değil, vahdettedir. Gecenin zulmetinden ve gündüzün renga-renginden bî-fütûrdur. Belâ zindanında safayı seyretmektedir. Cefa sofrasında vefa bulan, mazhar-ı tecellî olandır. Zira eşya hakikatlarından haberdardır. Kesafeti letafete kalbetmiştir. Damarlarında kan yerine, feyz-i hak ve nur cereyan etmektedir.

Muhterem Hâkimler!.. Siz bilirsiniz, fakat bir kere de davayı açan Savcıya sorunuz!.. Bakalım hayır diyebilecek mi? “Allah’ın emirleri, Kur’ân-ı Azimüşşan’ın hikmetleri gençlere anlatılmaz, bildirilmezse.. “propaganda suçtur” diye men’ edilirse; ahlâksızlık, iffetsizlik, köksüzlük, fuhuş, zina, katl suçlarının önüne geçmek yalnız ceza kanunlarıyla kabil midir? Komünizm gibi, tehdit eden erzel afetin gizli ve aşikâr, seri ve sinsi tahribatını ne ile önlemek mümkündür?”

.....................

Bütün fenalıkları, günahları, ahlâksızlığı, rezaleti, fesad ve fitneyi imha edecek Nurdur...

Abdurrahman şeref Laç”

Avukat Abdurrahman şeref Laç’ın müdafaatından sonra, mahkeme reisi Üstâd Hazretlerine: “Başka diyeceğiniz bir şey var mı?” diye sorması üzerine: Üstâd ayağa kalkarak: “Yalnız bir cümle söylemek için müsaadenizi rica ederim” dedi.

Reis: “Buyurun!..

Üstâd: “Muhterem vekillerim benim şahsım hakkında söylemiş oldukları senakâr sözlere ben lâyık değilim. Ben Kur’ân ve iman hizmetinde çalışan âciz bir adamım. Başka bir diyeceğim yoktur.” dedi.

BERAET KARARININ TEBLİşİ

Üstâd’ın en son bu iki cümlesinden sonra mahkeme hitam bulmuş, hey’et-i hâkime kısa bir müşavereden sonra, ittifakla beraet kararını tebliğ etmiştir. Bu haber dinleyiciler tarafından büyük bir tezahüratla mahkeme hey’eti alkışlanmıştır. Savcılık tarafından da karar temyiz edilmediği için kesinleşmiştir. Karar İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi 952/27 şeklinde kayıtlıdır.

Ancak, mahkemenin açılmasına medar olan Gençlik Rehberi eserleri aynı kararla iade edilmemiştir. Kararın mahiyet ve şekli hakkında malumatımız yoktur. Neden eserleri de iade etmemiştir bilemiyoruz. Eserler ta Afyon mahkemesi 1956’daki bütün Nur kitaplarını iadeye karar vermesine kadar İstanbul savcılık emanetinde bekletilmiştir. Nihayet 18.1956’da, Avukat Abdurrahman şeref Laç’ın Afyon mahkemesi kararından sonra, yeniden müracaat etmesiyle teslim alınmış ve bizzat Avukat Abdurrahman şeref Laç tarafından getirilip Üstâd’a teslim edilmiştir.(65)

(65) Gençlik Rehberi eserleri Üstâd Hazretlerine getirilip teslim edilmesi üzerine, Üstâd’ın emriyle hizmetkârları tarafından şu mektup yazılıp neşredilmiştir:

Aziz Sıddık kardeşlerimiz! Evvelâ: İstanbul’da üç seneden beri müsadere edilen gençlik rehberlerini bugün avukatımız Abdurrahman şeref kendisi getirerek Üstâd’ımıza teslim etmiştir. Bu pek hayırlı haberi bütün kardeşlerimize müjde ediyor ve hizmet-i kudsiyenizde muvaffakiyetler Rahmet-i ilahiyyeden niyaz ediyoruz ve dualarınızı istirham ediyoruz. 18/6/956

Elbaki hüvelbaki

Kardeşleriniz

Zübeyr, Hüsni(*)

( * ) Müntehap dosya sıra no: 112


 /  
2249
Yükleniyor...