beklemeksizin yalnız Allah rızası için, millet ve memleketin menfaatı için çalışmaktadırlar. Bunu yapmakla bir cürüm ve cinayet değil, millet ve memlekete bir hizmettir. Muahazeye değil, takdire lâyıktır. Beraetini istemek hakkımızdır. Karar yüksek mahkemenizindir.

AVUKAT SENİYÜDDİN BAşAK

Seniyüddin Başak da ayağa kalkarak şifahen şu kısa konuşmayı yaptı:

“Artık mesele aydınlanmış, hakikat güneş gibi tezahür etmiştir. Yüksek mahkeme herşeye vakıf olmuştur. Benim ilâve edecek bir sözüm yoktur. Böyle kıymetli, faziletli, millet ve memleket için cansiperane ve hiç bir ivaz ve bedel mukabili olmıyarak fisebilillah çalışan zevatı buralara getiren, cinayet sandalyelerine oturtan zihniyet hakkında bazı müdafaada bulunmak isterdim. Fakat onun yeri burası değildir. Bunun için ayrıca bir eser yazmak icabeder. Çünki bu zihniyetle mücadele, herkes için bir vazifedir.

Yüksek mahkemenin yüksek vicdanı, beni müdafaadan müstağni kılacak derecede itmi’nan-bahştır. Müvekilimin beraetini istemekle şeref duyarım.

AVUKAT ABDURRAHMAN şEREF LAÇ

Bu zat, diğer iki avukattan daha uzun ve ilmî tahlilli bir müdafaa yaptı. Onun müdafaasının da bazı bölümlerini alıyoruz:

“... Gençlik Rehberi isimli eser, Kur’ân-ı Azim-üş-şanın emir ve tefsirlerinden ibaret bulunmasına.. İslâm dininin ve bu dinin emir ve nasihatlarını ihtiva eylemesine.. ve anayasanın 75.maddesine göre, şahsî masumiyet, vicdan, tefekkûr söz ve neşir hak ve hürriyeti, Türklerin tabii haklarından olduğu Anayasanın 75. maddesine göre de hiç bir kimse mensub olduğu din ve mezhebten dolayı muahaze edilemiyeceğinden, müvekkilimin anayasa ile kendisine bahşedilmiş bulunan bu din ve neşir hürriyetinden mahrum edilerek cezaî takibe maruz bırakılması, anayasa hûkümlerine mugayirdir...

Bir Müslüman, ak saçlı bir Müslüman.. Saçını başını ve yaşını bütün ömrü boyunca Nurla ağartmış bir Müslüman.. Saçı başı, yaşı ve bütün vücudu Allah’ın nuruyla yıkanmış, tertemiz ve bembeyaz bir Müslüman.. Bütün ömrü boyunca in’am-ı hak olan hayatını, Türk milletinin salâh ve hakikî saadeti için vakfetmiş; emr-i ilâhi olan ruhunu, feleğin hakiki mâlikî Allah’a teslim edinceye kadar aynı yolda yürümeye azmetmiş; bina-i sübhanî olan bedenini, yalnız Allah yolunda yıpratmış olan büyük bir müslüman; bugün “Demokrasi vardır” denilen bir gün, kalkıyor yalnız Allah diyor, kitap diyor, Resul diyor ve gençliğe “Dikkat!..” diyor!.. derdemez, arkasından savcı (dava açan savcı) yapışıyor...


 /  
2249
Yükleniyor...