Bunu bütün Risale-i Nur’u okuyanların tasdikiyle, hususan meşhur Mısır, şam, Bağdat, Pakistan ve Diyanet Riyaseti dairesinin uleması tasdiki ile; “Risale-i Nur doğrudan doğruya hakikî bir tefsir-i Kur’ânîdir ve Kur’ânın malı ve lemaatıdır” dedikleri halde, bu cümleyi medar-ı suç yapanlardan mahkeme-i Kübray-i haşirde hatasının sebebi sorulacak...
Hasta Said-i Nursi”(62)
Hazret-i Üstâd’ın vukufsuzlukla tabir edip müskit cevablarını verdiği, o bilirkişi raporunun altına imzalarını koyan hey’etten ikisi Selânikli, Rumelili olup isimleri şöyledir:
Bilirkişi Bilirkişi Bilirkişi
Ceza hukuku ve ceza Umumi, amme hukuku Ceza hukuku ve ceza
usul hukuku Doçenti Doçenti usul hukuku doçenti
Nurullah Konter Tarık Zafer Tunaya Sahir Erman
(62) 20 Muharrem 1371 den başlar namındaki defter, s: 76.
Bu adamların çok sıfsatalı ve mahkemece de hiç nazar-ı itibare alınmıyan o raporlarını buraya dercetmeyi uygun görmedik. Ana esasları sekiz madde olup, Hazret-i Üstâd üstteki cevablarıyla çürütmüştür.
Üstâd’ın fahri avukatlarından Abdurrahman şeref Laç da mezkûr ehl-i vukuf raporuna karşı çok sert tenkidlerde bulundu. Böylece o günkü celse ikindiye kadar devam etti. Namaz vakti hulul etmiş, hatta daralmıştı. Üstâd Hazretleri ikindi namazını kılmak için mahkemeden müsaade taleb etti.
Mahkeme hey’eti de Üstâd’ın talebini kabul ederek, o günki celseye nihayet verdi ve mahkeme gününü 5.3.952 tarihine ta’lik etti.
ALKIş TUFANI
Mahkemenin celseye son vermesi üzerine, Hazret-i Üstâd yine genç Üniversite Nur talebelerinin ve kendisini candan sevenlerin kolları arasında mahkeme koridorlarından geçerken, binlerce insan tarafından sevgi tezahüratlarıyla alkışlandı. Üstâd da, iki eliyle sevgili talebe ve dostlarını selâmlıyarak yürüyordu. Ayrıca adliye binası önünde dört bin kadar insan toplanmıştı. Hepsi de Üstâd’ı görmek için bekleşiyordu. Üstâd adliyenin merdivenlerinden inerken de, binler insanın alkış tufanı arasında yürüyordu. Bunların arasında heyecanından ağlıyanlar da vardı.
Yükleniyor...