Yirmisekiz senede emsalsiz ihanetler, işkenceler, azablar verildiği halde, mahkemelerin tahkikatıyla bir vukuât talebesinde bulunmıyan bir adama: “asayişe, ya vatana, siyasete zararı var” diyen elbette yerden göğe kadar haksızdır.

Zannetmesinler ki; ben bu zalimane ittihama karşı kendimi mes’uliyetten veya mahkûmiyetten kurtarmak için bunları söylüyorum. Sizi temin ediyorum ki ve beni bilen dostlarım da tasdik ediyorlar ki; bu yirmi sekiz senede ölüm hayattan ziyade bana faydalı.. ve kabir on defa bana hapisten ziyade medar-ı rahat.. ve hapis on defa bu çeşit serbestiyetten daha istirahatıma faydalı olduğunu kat’iyyen kanaatım var. Eğer bazı dostlarım mahzun olmasaydı, ben daimi hapiste kalacaktım. Eğer şer’an intihar câiz olsaydı, elbette Rus’un başkumandanının idamına ve İstanbul’u işgal eden i’tilafçıların başkumandanlarının kendini idam etmek vaziyetlerine ve Divan-ı riyasette elli meb’usun huzurunda ilk reisi-i cumhurun şiddetli hiddetine karşı tezellüle tenezzül etmiyen bir adam; pek çok defa bir âdî jandarma ve gardiyanın, âdi bir memurun tahkirane ihanetleri, iftiraları, tazibleri ve ağır ta’cizlerini gören o adama, elbette ölûm yüz defa hayattan daha ziyade ona hoş gelir. Madem Rehberi bahane edip, böyle hiç hatır ve hayale gelmiyen bir evham ile ittiham ediliyorum. Ben ve kardeşlerim Rehberin hakikatıyla hem imanımızı, hem ihlâsımızı tehlikeden kurtardığımız için deriz ki: Rehber on beş sene evvel te’lif edilmiş, üç defa tab’ ile binler nüshası bu vatanda iştiyak ile okunmak suretinde intişar ettikleri halde, yüzbinler adam okuyucu hiç kimseden muvafık-muhalif, dindar-dinsizden hiç birisi dememiş: “Biz zarar gördük veya vatana, millete bir zararı var işitmedik.” öyle zarar olsaydı, bu ehemmiyetli bir mes’ele olduğu için intişar edecekti. Halbuki, bundan yüzbine yakın şahit gösteririz ki: “Biz ondan imanımızı kurtardık, seciye-i milliyemizi onunla düzelttik, istifade ettik” diye yüzbin şahidi bu davamıza lüzum olsa göstereceğiz.

Acaba bir adamın on hasenesi bulunsa, bir küçük yanlışı nazara alınmadığı halde, böyle yüzbin hasene ve fayda sahibi bir eserin, vehmî asılsız bir kusur tevehhümü ile medar-ı mes’uliyet olabilir mi? Hiç dünyada hayat-ı içtimaiyeye temas eden hiç bir kanun böyle bir hale suç diyebilir mi? O eseri tetkik eden ulûm-u ıslamiyeye ve diniyeye mâlik olmıyan ehl-i vukufun suç unsuru diye gösterdiklerinden birincisi: “Lâikliğe aykırıdır, dini siyasete alet ediyor.”

Halbuki, müellif otuz beş senedenberi siyaseti terkedip bir gazeteyi okumamış ve şâkirtlerine de: “siyasetle meşgul olmayınız” daima demesi bu suç unsurunu esasıyla keser.

 /  
2249
Yükleniyor...