Gençlik Rehberi kitabını tab’eden matbaacı, arkasından da onu takible görevli sivil ,sahit polisler dinlendi. Bu arada Hazret-i Üstâd ayağa kalkarak ehl-i vukuf raporuna karşı itirazını okumaya başladı.Üstâd’ın ihtiyarlığı ve hastalığı dolayısıyla, mahkeme reisi Üstâd’ın oturarak rahat ve serbestçe müdafaasını yapabileceğini söyledi. Üstâd da oturarak müdafaalarını yaptı.

Matbaacının ifadesinde: İki üniversiteli gencin basılmak üzere eseri matbaaya getirdiklerini ve belli bir bedel mukabilinde kitabı matbaasında bastırdığını söyledi.

Sivil polisler de: Kitabı genç bir üniversiteli talebeden aldıklarını, sonra bu talebenin evinde yapılan aramada ikiyüz nüsha bulunup alındığını ifade ettiler.

Hazret-i Üstâd da, reisin verdiği müsaade ile oturduğu yerden, ehl-i vukuf raporuna karşı hazırlamış olduğu itiraznamesini okuyup bitirdi.(61)

ÜstâdIN EHL-İ VUKUF RAPORUNA İTİRAZNAMESİ

“Rehber hakkındaki ehl-i vukufun raporuna hafif bir itiraz tarzında hakikat-ı hali beyan etmektir:

“Dinî hissiyatı siyasete alet ediyor” diye ittihamlarına karşı deriz:

“Bütün hayatımı ve beni tanıyanları işhad ediyorum ki; değil dini siyasete alet, belki siyasî olduğum zamanda dahi bütün kuvvetimle siyasetleri dine alet ve tabi’ yapmaya çalıştığımı bütün tarih-i hayatım ve dostlarımın şehadet ettikleri gibi; Hürriyet’in başında şeriat istiyenleri astıkları bir zamanda, Hareket Ordusu’nun dehşetli Divan-ı Harb-i Örfi reis ve azaları dediler ki: “Sen şeriat istemişsin!..” sözlerine mukabil demiş: “şeriatın bir tek meselesine ruhumu feda etmeye hazırım. Eğer Meşrutiyet bir fırkanın istibdadından ibaret ve hilâf-ı şeriat ise, dünya şahit olsun ki, ben mürteciim!” diyen bir adam, i’dama beş para ehemmiyet vermiyen, dünyasını ve herşeyini şeriata feda eden; hiç mümkin midir ki; dini, şeriatı bir şeye, bir siyasete alet yapsın!. Buna ihtimal veren sofestaî de olamaz.

Hem bir masumun hatırı için en zalim cinayetkâr ve kendine işkence edenlere karşı mukabele etmiyen, hatta beddua da etmiyen bir adam; bu vatanda yüzde doksan masumun hatırı için on zalim gaddarlara siyaset yoluyla ilişmek büyük bir hata bilen ve asayişe ilişmemek hayatına bir düstur yapan bir adama: Dini siyasete ve dolayısıyla asayişe dokunuyor mânâsında ittiham etmek, elbette dehşetli bir garazla ittiham eder.

(61) Fakat Abdullah Yeğin Ağabeyin lahika defterinde ise, mahkemenin son celsesi olan 5 Mart 1952’de Hazret-i Üstâd’ın ehl-i vukufa itiraznamesini okuduğunu yazmaktadır.


 /  
2249
Yükleniyor...