idam ve imhasına çalışıldığı halde, tekrar o meseleyi, yani “Başını aç veya bizim gibi frengi tarzı giy!” diye teklif edemedikleri.. Ve üç ay Kastamonu polishanesinde iki komiser ve polisleri içinde misafir kaldığı zaman, yine ona bu yeni serpuşu teklif edemedikleri kat’î gösteriyor ki; o adama karşı böyle bir serpuşu teklif etmek kanunla olamaz ki, üç mahkeme ve zabıta, değil icbar, teklif de edemediler. Madem hakikat budur, buradaki bu teklifin sebebiyle onu mes’ul tutmağa çalışanları ve onları o yola sevkedenleri kanunsuzlukla ittiham edip mahkeme-i kübrada ikame-i dava ediyorum.

Üçüncüsü: O adam yirmiyedi sene frengi tarzda giymemek için, İslâmiyetin ve milliyetin şerefini kırmamak için, zalim düşmanlarımızın kıyafetine girmemek ve hayat-ı içtimaiyeden çekilmek ve yirmiyedi sene işkencelerle taziblerle cezayı çeken bir adama; millet, hükûmet namına böyle bir şeyi teklif etmek, yerden göğe kadar kanunsuzdur. On cihetle kanunsuz bir harekettir. Bunların aleyhinde bu noktaya göre ikame-i dava ediyorum.

Dördüncüsü: O adam hocalık itibarıyla bütün hayatını medrese terbiyesiyle ve sünnet-i seniyye ile (tanzim etmeye(49))çalışırken; Cumhuriyyetin birinci Reisi çok büyük teklifler ve büyük vazifeler ve medresesi için yüzelli bin lira tahsisat kabul ettikleri halde, şeair-i İslâmiyeye muhalif hareket etmemek için o teklifleri kabul etmemiş, ihtiyarlığında yirmi yedi senedenberi işkenceli azapları çekmeyi kabul etmiş.

Başta umum şeyh-ül İslâmlar, hususan Zenbilli Ali Efendi ve umum müçtehidler ve ulemay-ı İslâm, hususan ilm-i akide uleması yasak ettikleri bir serpuşu, öyle ihtiyar, münzevî bir hocaya teklif etmek, dört vecihle belki yüz vecihle kanunsuz olduğundan, böylelerin aleyhinde mahkeme-i kübray-i haşirde ikame-i dava ettiğim gibi, istikbaldeki ehl-i adalete şekva edip bu zamandaki ehl-i insafın nazar-ı dikkatini celbediyorum.

Beşincisi: O adam idam edileceği tehdidine karşı Rus’un başkumandanına izzet-i ilmiyesini kırmıyan ve üç dehşetli kumandana karşı izzet-i ilmiyesini muhafaza edip başını eğmiyen ve eskide Otuzbir Mart hadisesinde Divan-i Harb-i Örfi’de, gençliğinde idamını beklerken ve şeriatı istiyenleri idam darağacında temaşa ederken; Divan-ı Harbin Reisinin:

“Sen de şeriat istemişsin” sualine karşı “şeriatın bir tek meselesine ruhumu feda etmeye hazırım” diyen bir adam, ihtiyarlığında, kabir kapısında, hususan düşmanları tarafından zehirlenmesiyle şiddetli hasta olduğu


 /  
2249
Yükleniyor...