Üçüncüsü: O adam yirmiyedi sene frengi tarzda giymemek için, İslâmiyetin ve milliyetin şerefini kırmamak için, zalim düşmanlarımızın kıyafetine girmemek ve hayat-ı içtimaiyeden çekilmek ve yirmiyedi sene işkencelerle taziblerle cezayı çeken bir adama; millet, hükûmet namına böyle bir şeyi teklif etmek, yerden göğe kadar kanunsuzdur. On cihetle kanunsuz bir harekettir. Bunların aleyhinde bu noktaya göre ikame-i dava ediyorum.
Dördüncüsü: O adam hocalık itibarıyla bütün hayatını medrese terbiyesiyle ve sünnet-i seniyye ile (tanzim etmeye(49))çalışırken; Cumhuriyyetin birinci Reisi çok büyük teklifler ve büyük vazifeler ve medresesi için yüzelli bin lira tahsisat kabul ettikleri halde, şeair-i İslâmiyeye muhalif hareket etmemek için o teklifleri kabul etmemiş, ihtiyarlığında yirmi yedi senedenberi işkenceli azapları çekmeyi kabul etmiş.
Başta umum şeyh-ül İslâmlar, hususan Zenbilli Ali Efendi ve umum müçtehidler ve ulemay-ı İslâm, hususan ilm-i akide uleması yasak ettikleri bir serpuşu, öyle ihtiyar, münzevî bir hocaya teklif etmek, dört vecihle belki yüz vecihle kanunsuz olduğundan, böylelerin aleyhinde mahkeme-i kübray-i haşirde ikame-i dava ettiğim gibi, istikbaldeki ehl-i adalete şekva edip bu zamandaki ehl-i insafın nazar-ı dikkatini celbediyorum.
Beşincisi: O adam idam edileceği tehdidine karşı Rus’un başkumandanına izzet-i ilmiyesini kırmıyan ve üç dehşetli kumandana karşı izzet-i ilmiyesini muhafaza edip başını eğmiyen ve eskide Otuzbir Mart hadisesinde Divan-i Harb-i Örfi’de, gençliğinde idamını beklerken ve şeriatı istiyenleri idam darağacında temaşa ederken; Divan-ı Harbin Reisinin:
“Sen de şeriat istemişsin” sualine karşı “şeriatın bir tek meselesine ruhumu feda etmeye hazırım” diyen bir adam, ihtiyarlığında, kabir kapısında, hususan düşmanları tarafından zehirlenmesiyle şiddetli hasta olduğu
Yükleniyor...