Bir adamın bir adama haksız değil, belki haklı taarruzu yüzünden ki başkaları da onu medar-ı mes’uliyet görmediği ve beş mahkemede cinayet saymadığı halde- o mevhum suç ile yirmi bin adamı suçlu yapmak gibi, yirmibin Nur sahifalarını bir iki sahifa yüzünden müsadere ve dört buçuk sene Afyon’ da hapsetmek o taarruzun yüz mislinden daha ziyade bir hatadır,bir cinayettir ve bu vatana bir su-i kastır.
Bana sıkıntı verilen meselenin birisi de şudur: “Başa şapka koymamaktır...” Bunda hiçbir kanun olmadığı gibi, hiçbir menfeat ve maslâhat dahi yoktur. Çünki Askerler ve dairelerde vazifeli memurlar ve kadınlar ve başı açık gezenler giymemekte mes’ul olmadığından ve bere giymek yasak olmamasından gösteriyorki, şapkayı başa koymakta hiçbir kanun yoktur ve hiçbir maslâhat da yoktur. Başı açık kalmak, benim gibi çok ihtiyar ve başı çok nezleli ve doktorların da çare bulamadıkları bir nezle hastalığı için başıma gecelik takiyesinin üzerine sıcaklık için mendil bağlamaya mecburum. Bu hal ile beraber, vazifedar memur olmadığımdan bana resmî elbise teklif edilmez. Demek gayet acib mânâsız ve manevi bir su-i kasıd fikriyle benim tarz-ı libasım, mevhum asılsız bir kanuna aykırı namı verilmişki, bana bir buçuk sene sıkıntı çektirdiler. Bu kısacık davamın izahı benim sabık mahkemelerdeki müdafaatıma, hususan mahkeme-i kübraya şekva kısmına havale ediyorum.
SAİD-İ NURSİ
Yükleniyor...