Hem Afyon mahkemesi devam etmekte iken, zamanın basını aleyhte iğrenç iftiralar düzmeye çalışıyordu. Fakat bu arada bilhassa 1950’den sonra meydana çıkan bir çok dindar ve dost gazeteler de, Üstâd’ın hakikatlı şahsiyetini ve hakkaniyetli davasını dile getiren lehte yazılar neşrettiler. Sebilürreşad, Ehl-i Sünnet, Volkan, Büyük Doğu. Büyük Cihad gibi gazete ve mecmualar...
Mesela, Büyük Doğu Mecmuası 30 Mayıs 1952’deki mahkeme safahatını bir gün sonra şöyle veriyordu:
“Bediüzzaman mahkemede:
Abdurrahman şeref Laç’ın gizliliğe itirazı üzerine duruşma alenî yapıldı. Said-i Nursi Hazretleri: “Bu devirden evvel gizli düşmanlarım mutlak bir istibdatla Cumhuriyeti siper alarak beni ta’zip ettiler:” dedi.
Bugün Afyon Ağır Ceza Mahkemesinde Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleriyle otuzdört talebesinin muhakemelerine bakılmıştır. Eskişehir, Isparta ve Emirdağ’ından ve diğer şehir ve kasabalardan yüzlerce meraklı bir dinleyici kitlesinin hazır bulunduğu bu davada, seksenlik ihtiyar Said-i Nursi Hazretleri hazır bulunuyordu. Ayrıca kendisini müdafaa için İstanbul’dan gelen avukat Abdurrahman şeref Laç’ da temsil ediyordu. Davanın mahiyeti şöyle idi:
Üstâd’ın, (Risale-i Nur külliyatının) Afyon Savcılığı Ceza kanununun 163. maddesine göre dava açmıştı. Ankara profesörlerinden mürekkep bir bilirkişi: “Bu Risalelerin 163. maddeye, lâikliğe aykırı bir hareketi tazammun etmediğini tesbit ederek “rapor vermiş ve af kanunuyla cezaî ta’kibata devam edilemiyeceği anlaşılmış ve dava durdurulmuştu. Buna rağmen Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yüzlerce Risale-i Nur külliyatının müsaderesine karar vermişti.
Yapılan itiraz üzerine, temyiz mahkemesi bilirkişi hey’eti muvacehesinde Nur Risalelerinin müsaderesine nasıl karar verildiği noktasından hükmü bozmuş, yeniden duruşmaya başlâmıştır.
Celse açıldığı zaman, mahkeme hey’eti savcının talebiyle duruşmanın gizli olarak cereyan edeceğini bildirmiş ve salonu dolduran yüzlerce dinleyici dışarıya çıkarılmıştır.
Yükleniyor...