Nurdan olmıyan bir çok risale, mektup, fotoğraf ve ayrıca da Denizli’de mahkemece iadelerine karar verilen bazı Nur Risalelerini de sahiplerine iade kararını almıştı.

2.951’de yapılan bir duruşmada da mahkeme Üstâd’ın tevafuklu Kur’ânını iadeye karar verdi. Fakat 18.12.950’deki mahkeme kararını da savcı temyiz etmişti. Mahkeme-i temyiz, Afyon mahkemesinin bu defa bazı noksanlıklarını bularak kararını bozdu. Sonra 30 Mayıs 1952’de bir duruşma daha oldu. Daha sonra mahkeme 8 Eylül 1952’de başka bir duruşma yaptı.

Nihayet, Afyon mahkemesi 30.1:954’de geri kalan bütün Nur risalelerinin tamamının iadesine karar verdi.(25) Müdde-i umumi bu kararı da temyiz etti. Temyiz mahkemesi bu defa eserlerin tamamının yeniden bir ehl-i vukufa incelettirilmesini istedi. Bu arada temyize giden dosya, temyizin incelemesi ve karara varması vesaire uzun bir zaman aldı.

Nihayet Afyon mahkemesi, temyiz mahkemesi kararı doğrultusunda, tüm kitapları yeniden incelettirmek üzere, Diyanet Riyasetine havale etti. Diyanet Müşavere kurulu uzun müddet kitapları inceledi.. Ve nihayet 23.1956 günü nisbeten müsbet bir rapor verdi. Mahkeme bu rapora ve diğer mahkeme kararlarına dayanarak 23.1956 günü umum Risale, mektup vesaireyi sahiplerine iade etti. Savcı ise, “bunu da temyiz edeyim” artık diyemedi. Böylece karar kesinleşti ve muhkem kaziye hükmünü aldı.

(22) Üstâd henüz tahliye edilmeden 31 Ağustos 1949 günü yapılan bir duruşmada, bir çok insanlar mahkemeyi dinlemek için hazır bulunmuşlardı. Savcı bu duruma tahammül edemiyor, kaba kuvvet kullanarak halkı dağıtmak istiyordu.O günü mahkemede hazır bulunmuş merhum Mustafa Ezener hadiseyi not defterine şöyle yazmıştır:

“Başkumandanını bekliyen neferler gibi, o günü mahkemeye yüzlerce Nur talebeleri gelmiş salonu doldurmuş, ayrıca kapının sağ ve solunda saf nizamında dizilmiş bekliyorlardı. Biz sevgili Üstâdımızın çıkmasını bekliyorduk. Kapı açıldı. Sevgili Üstâdımız çıktı. Kapının hemen yakınındaki kardeşlerimiz mübarek ellerini öpmekte iken, müdde-i umumi kapıya gelerek; bir taraftan polis ve jandarmalara “Niçin müsamaha ediyorsunuz” diye tehditler savururken, diğer taraftan polis memuru imiş gibi bizzat bizleri dağıtmaya çalışıyordu. Hatta bu esnada bir kardeşimizin bacağına tekme vurmak suretiyle canını da incitmiştir.

(Müntehap dosya (küçük) sıra no: 12

(23) Emirdağ-2 Müntehap küçük dosya sıra no: 4.

(24) Aynı dosya, s: 38.

(25) Küçük dosya sıra no: 11.


 /  
2249
Yükleniyor...