(9) Küçük risalecik, Ondokuzuncu Mektub ve Yirnıi Dokuzuncu Mektup’tan derlenmiş bir risaledir.Kur’ânın tevafuklarını tarif eder. Bunun bir hülasası, Hizmet Vakfı tarafından tab ve neşredildi. A.
(10) Emirdağ Lahikası-2, s: 10.
Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik çok sevgili Üstâd’ımız Efendimiz Hazretleri!
Mübarek, makbul dualarınız ile bugün Risale-i Nur denilen şems-i maneviyi hem çok mübarek ve kıymetli mektubunuzu Diyanet Riyaseti Başkanı Ahmed Hamdi Efendi’ye teslim ettik. Sevinçler içinde mübarek mecmuaları ve nurları kendi hususî kütübhanesine koydu. “İnşaallah bunları kendi öz ve has kardeşlerime okumak için vereceğim ve bu suretle tedrici-tedrici neşrine çalışacağım” dedi.
Çok Sevgili Üstâdım Efendim. mübarek mektubunuzdaki emirlerinizi yapacağını söyledi. Fakat şimdi hemen birden bire bunların neşri olmaz. Ben bu eserleri has arkadaşlarıma okutturup meraklılara göre ilerde neşrederiz, inşaallah tam ve parlak şekilde ilerde neşrine çalışacağını söyledi.
Aziz Üstâdım Efendim! şimdi derhal bu biçare talebeniz, nurların neşri için elimize bir vesika vermediğinden üzüldüm. Fakat kendisi Risale-i Nur’un neşrine taraftar ve bütün kuvvetiyle çalışacağını söylediği için sevindim.
Çok sevgili Üstâd’ım, Ahmed Hamdi Efendi siz sevgili Üstâd’ımıza “Nasıldır?” dediler. Bu biçare de, “evrad ve manevî vazifeler cihetinde bir noksanlık yok, fakat başka cihette her türlü perişanım” diyor dedim. Perişan olmıyan ve daima aziz olan siz sevgili Üstâd’ımızın bu sözlerinizi söyleyince gözleri yaşararak dediler ki: “İnşaallah o daha çok yaşıyacak ve pek büyük hizmetler daha yapacak.”
Çok sevgili Üstâdım Efendim, bundan sonra bu biçare yine görüşmek üzere oradan ayrıldım. Konyalı ve Mülkiyede okuyan, Nurlara çok bağlı Ahmet Atak kardeşimizle ve onunla beraber gelen ve aynı mektepte okuyan Afyon’lu ve Emirdağ’ında sizinle görüşen ve mübarek ellerinizi öpmek şerefine nail olan Cemil’in kardeşi Mustafa ile beraber, şimdi Ankara Müftüsü olan ve siz sevgili kahraman Üstâd’ımızla Erzincan ve İstanbul’da arkadaşlık eden ve ihtiyar olan Sadık ile görüştük. Ah sevgili Üstâd’ımız, bize kurtarıcımız ve vesile-i saadetimiz olan sevgili Üstâd’ımızın eski hatıralarından biraz bahsettiler. Kendisi anlatırken âh çekiyor, hayret ve istihsanla
Yükleniyor...