MÜHİM BİR HATIRA

(Zübeyir Ağabeyden.. 1949-1950 tarihlerine aittir)

Emirdağlı M. Zeki Çalışkan anlatmış:

“Bir gün, Üstâdın hizmetkârı Zübeyir Ağabey Üstâdın “kasa” diye vasıflandırdığı ve başucundaki bir krem kutusunda bulunan paralarını, akşamleyin hepsini almış ve ihtiyaçlara harcamış. Sabahleyin Üstâd yine bazı ihtiyaçları zübeyir Ağabeye spariş vermiş. Zübeyir ise “Efendim paramız hiç kalmadı” demiş...

Hz. Üstâd :”Keçeli keçel! Baktınmı kasaya “ demiş. Zübeyir tekrar kutuya bakınca, akşamki aynı paraları içinde görmüş.

Bu hadiseyi, aynı gün Zübeyir Ağabey bizim dükkâna gelerek babama anlatmıştı.

Başka bir hatıra

M. Zeki Çalışkan anlatmış:

“şuhut Kazasında memurluk yapmakta olan komşumuz “Şükrü amca” isminde bir zat vardı. Amcam Osman Çalışkanın aklını vesveselendirmişti. “Siz bu adamın (Bediüzzaman’ın) peşinden gidiyorsunuz. Onu medih ediyorsunuz. Ama biz onun hiç kerametini görmüyoruz vesr.” Amcam bunu düşünürken aniden Zübeyir Ağabey gelmiş, “Sizi Üstâd çağırıyor” demişti. Amcam Üstâda gittiğinde, ona:”Kardeşim Osman, biz keşfin, kerametin peşinde değiliz. Kapı dururken pencereden girmek akla münafir. Vsr.” demiş. (Son şahitler-4, sh. 80)

(1) Üçüncü Said mevzuu üst taraflarda, ilgili yerinde bir incelemeye tabi tutuldu. Hazret-i Üstâd Afyon hapsi öncesi ve sonra hapis içinde küllî şekilde inkişaf eden kudsî bir halet-i ruhiyenin yeni yeni tezahüründen bahsetmiş. Bütün bütün târik-ı dünya olarak hizmet-i nuriyenin tüm idaresini talebelerine bırakmayı düşünmüş, hatta buna teşebbüs de etmişti. Amma gerek hapiste, gerek sonrasında vuku’bulan bazı hadiselerle; henüz öyle bir merhalenin talebeleri cihetinden maddî âlemde tezahürünün vakti gelmediğini görmüştür. Üstâd kendi ruhî âleminde o manevî haleti ve merhaleyi yaşamakla birlikte,Nur hizmetinin maddî büyük tedbir ve idare işlerini yine kendisi tarafından sevk ve idare edildiğ’i görülmüştür. A.B.

HAPİSTEN SONRA HIZLI NEşRİYAT

Afyon hapis faslında kaydettiğimiz gibi Nur talebeleri Afyon hapsi sırasında da neşriyat işini durdurmamışlar, bilâkis artırmışlardı. Afyon hapsi başlarında Isparta ve ınebolu kahramanlarından birçoğu, mahkemenin daha ilk celselerinde gayr-ı mevkuf tahliye edilir edilmez, hemen hizmetlerinin başına geçerek, teksir makinelerinin kollarını çevirmeye başlamışlardı. Hazret-i Üstâd henüz hapiste iken, müdafaât ve zeylini teksir edip neşrettirmişlerdi. Amma Üstâd’ın hapisten tahliyesinden sonra ise, bu işi daha da hızlandırılmışlar, bilhassa 1950’den sonra bir çok büyük Nur mecmualarını eski ve yeni harflerle teksir edip neşrettirmişlerdi...

 /  
2249
Yükleniyor...