Bu arada Afyon mahkemesi de, yeni baştan işe başlamak üzere, duruşmalara başlamış oldu. Amma artık hapiste kimse yok, duruşmalar gayr-ı mevkuf olarak devam ededurdu.

Evet, Afyon Ağır Ceza Mahkemesi yeniden ifadeler, iddianameler ve yeni müdafaalarla devam ederken; 1950 seçimlerinde iktidarı devralan D.P hükumeti, 14 Temmuz 1950’de umumi bir af kanunu çıkarmaları üzerine, Afyon Mahkemesi dosyaları da bu arada ortadan kalkmış oldu. Fakat bu defa Afyon Savcısı, davanın ceza kısmını dosyadan tefrik ederek; af şümûlûna dahil etti. Amma kitapların müsadere edilmesi için mahkemenin devamına ısrar etti. Herhalde bundan gaye: Hiç olmazsa, kitapların (Risale-i Nur kitaplarının) tamamının mahkemenin kararıyla “Yasak kitaplar” listesine dahil edilmesidir.

Hukukçu değiliz.. Lâkin kitabı yazan, neşreden ve okuyanlar umumi af kanunu üzerine herhangi bir muahazeye tabi’ tutulmayacak, fakat kitaplar suçlu ve yasak olacak... Bu nasıl bir uygulamadır bilemiyoruz.

İlerde Afyon mahkeme safahatını(Temyizin bozma kararından sonra) genişçe ele almak ümidiyle, burada bir kısacık fezlekesine temas etmek yerinde olur.

(164) Bu hadise ile artık Hz.Üstâdla beraber hapis hadiseleri olmayacağına ima etmektedir. A.

(165) Afyon Hapsi mektupları kırmızı defter, s: 125.

Evet, Afyon Mahkemesi yalnız kitaplarda suç olup olmama yönünde muhakemelerine devam etti. Böylece mahkeme kendini büyük ve geniş suç delillerini yeniden aramaya bağladı. Çalıştı, didindi.. Nihayet ikinci kez Nur kitaplarının müsaderesi cihetinde bir karara vardı. Bu karar da hemen temyiz edildi. Temyiz mahkemesi bu mânâlı ve ısrarlı, inadlı ve belki de plânlı kararı yeniden ve tekraren bozdu. Afyon Mahkemesi artık bıktı usandı. Çâr u naçar bu defa temyiz mahkemesi kararı doğrultusunda Nurların beraetine hüküm verdi. Fakat bu defa savcı mahkeme kararını temyiz etti. Temyiz de, kararın usül yönünden bazı noksanlıklarını tesbit ederek yeniden bozdu.. Ve tekrar muhakemeler devam etti. Afyon Mahkemesi Risale-i Nur eserlerinin iadesine yeniden karar aldı. Savcı bu kararı da temyiz etti.

Bu defa temyiz mahkemesi eserlerin tamamını, yeni baştan Diyanet Riyasetince tedkiki için Ankara’ya gönderilmesine işaret etti. Mahkeme de bu istikamette hareket ederek, tüm eserleri yeniden Ankara’ya Diyanet Reisliğine gönderdi. Diyanet ışleri müşavere kurulunca. bütün eserler yeniden uzun bir tedkikten geçirildi. Neticede Risale-i Nur eserlerinin hakikatlarını -az da olsa- belirten bir rapor verdi.

Ve nihayet Afyon Mahkemesi bu yeni rapora dayanarak Haziran 1956’da ittifakla, istisnasız bütün Nur Risalelerinin beraet ve serbestiyetine ve sahiplerine iadesine karar verdi. Bu defa savcı bu kararı temyiz etmediği için, karar kesinleşti.


 /  
2249
Yükleniyor...