Üstâd’IN İKİ BUÇUK AYLIK AFYON HAYATINDA

YAZDIşI şEYLER

Hazret-i Üstâd Afyon’daki bu kısacık hayatında hangi mektupları yazdığını, kaç tane yazdığını kesin bilememekle beraber, fakat herhalde talebelerini mektupsuz da bırakmış değildir. Burada yazıldığına kesin nazarıyla baktığımız pek mühim olan şu gelecek mektubudur:



Aziz Sıddık kardeşlerim!

Evvelâ: Geçen bayramınızı(161) ruh-u canımızla tebrik ediyorum. Sureten görüşmediğimizden merak etmeyiniz. Biz manen daima beraberiz.

Saniyen: Zübeyr’in ve başkalarının bir iki sualine cevabtır:

Dediler ki: “Neden halkın halisane teveccüh ve hürmetlerinden çekiniyorsun?. Ve memurların bu bayramda halkı senin ziyaretine gelmesine men’ etmelerine ve mütemadî tarassud etmelerine karşı sıkılmadın, memnun oldun?”

Elcevab: Risale-i Nur bazı yerlerinde bu ehemmiyetli sualin cevabını vermiş. Bir hülâsası şudur:

Bu zamanda enaniyet ziyade hükmettiğinden, hakikata hizmet edenler ihlâsını muhafaza etmek için enaniyeti okşıyan şeylerden bütün bütün çekinmek lâzım geldiği gibi; Bu zamanda ekseriyetçe halk, teveccüh ve hürmeti ve malını pek pahalı verir. Yani verdiği sadaka, hediye ve hürmete mukabil; bende bir salâhat, belki de bir manevî mertebe niyetiyle veriyor. Bazen makbul duaları da mukabilinde ister. Demek benim hakikî şahsıma vermiyor.Belki hüsn-ü zanla kâmil tahayyül ettiği Said namında bir şahsa veriyor. Öyle ise, o sadaka ve o hürmet ve teveccüh bana câiz değil, helâl olmuyor.

Çünki eğer ben kendimi salih ve onların düşündüğü gibi bilsem, o vakit bir gurûr ve enaniyet olur, o salâhatın ademine delildir. Salâhata mukabil olan mal, bana helâl olamaz.

(161) Bu bayram, kurban bayramıdır ki; 15Ekim 1949’dadır. Buna göre bu mektubun 20 Ekim 1949’da yazıldığına kesin bakabiliriz. A.

Eğer kendimi salih bilmezsem, onların düşündüğü bende olmadığını bilsem; bana o teveccüh, o hediye câiz olmaz. Hem mukabilinde dua ve himmet istenildiğinden, o fiatı veremediğimden, alması bana ağır geliyor, belki de câiz değil.


 /  
2249
Yükleniyor...