şimdi bütün bütün kanunsuz cebren bana şapkayı teklif etmek niyetiyle, beni mahkemeye lüzum olmadan çağırmanın pek ehemmiyetli bir meselenin açılmasına sebep olmak için, gizli düşmanlarım her nasılsa Emniyet Müdürünü kandırmışlar. O mesele de budur:
Manen beni aldatmıyan hissiyat-ı kalbiye ile ve maddeten ve çok emarelerle ve kat’î bir ihbar ile bildim ki; kırk seneden beri benim imhama çalışan gizli düşmanlarım komünistlerle teşrik-i mesaî edip, bu vatanda bir ihtilâl çıkarmak, bolşevizme girmek ve anarşiliğe zemin hazır etmek için: Beni, ya imha veya hiddete getirip bir karışıklık çıkarmak.. Ve konuşmalarında bir Nurcu işitmiş ki: “Said’e şapka icbar edilse, o tahammül edemiyecek. Ya ölecek, ya karıştıracak”
{Hazret-i Üstâd’a karşı bu sinsi plân ve metod çoğu zaman din düşmanları tarafından kullanılmıştır. Çünkü kesin biliyorlardı ki; O onu giymez. Zor kullanılarak giydirilmeye çalışılsa, belki bir hadise çıkarır da emellerine ulaşırlar diye ... A.B.}
demişler.
Biri de aynı cemiyette demiş ki: “Onun hemşehrileri bu meselede yüzbin telefiyat verdiler. Yüzbinlerde muhaceretle perişan oldular Bu hoca dedikleri adam, yirmi iki sene nefy, hapis, ta’zip, ihanet çekmiş...” Nurcu işitmiş, bize mektupla bildirdi.
Madem şimdi şapka askerin yarısının başından kalkmış ve ekseri çok köylerde yasak yoktur. Demek cezası da ve cebir de kalmamış.
Sabıkan yazılan ihtilâlcilerin plânıyla bu meseleyi tazelememek ve medar-ı niza’ ve münakaşaya medar etmemek için; asayiş, idare-i maslahat ve kanun ve adliyenin şerefi namına senin gibi insaniyetli, kanunperest hâkim-i âdil bir Müslüman kardeşime bu mahrem meseleyi beyan ediyorum.
Said-i Nursi”
{Denizli Dosyası-1 2. Kasım, s: 43.}
Yükleniyor...